“Savaşta bunlarla cephane taşıdık, sen o zaman çocuktun, bilmezsin. Bu sandıklar benim için önemlidir. Şimdi o savaş bitti, yeni bir savaşımız başlıyor. O da kültür ve sanat savaşımızdır ve o okumakla, kitapla olur; işte şimdi cephaneye taşıdığımız o sandıklara kitapları koy, bu sandık larla taşınsın, cephanenin yerini artık kitaplar alsın.” Mustafa Kemal Atatürk
Roman
Roman türü içerikler
Kitaplar























Gönderiler
“Bu başarı üzerine Atatürk şu telgrafı gönderir Berlin’e: “kendin küçüksün, ama memleketin için çok büyük bir iş yaptın. Artık ismin Türk Spor tarihine geçti. Çok yaşa yaşar.”
Gazeteci Yazar Taha Akyol'un sorduğu sorulara Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük müverrihlerden İlber Ortaylı cevap veriyor. Onun yanısıra Ferhat Boratav, Feridun Emecen ve Ömer Faruk Harman gibi mühim simalar da eserde güzel katkıları olan isimler. Yalnız okuduğum olumlu incelemelerin asıl sebebi olan konuşma dili, bu eserde beni rahatsız etti. Bu kitap sohbetlerin kitaplaşmış bir hali. 3-4 kişi oturup konuşuyor ve sohbetleri kayda alınıp yazıya aktarılıyor. Biliyorsunuz ki bu artık çok kolay. Yani birisi konuşurken bir uygulama açıyorsunuz ve konuştukları yazı olarak kaydediliyor. Bu bana kolaycılık gibi geliyor. Çünkü eserinizde index olmuyor, kaynakça olmuyor, uzun ve düşündüren cümlelerin yerine o anki sohbet ortamına uygun kısa ve üzerine düşünülememiş cümleler tercih ediliyor, haliyle eser kaynakça olmayışının da verdiği eksiklerle hataya açık oluyor ama buna karşın basit bir editöryal müdahale ile anında kitap oluveriyor. Bunu İlber Ortaylı da çok sık yapmaya başladı. Kitap yazmaya vakit ayırmıyor konferanslarını izleyen yayınevi sahipleri anlatılanları eser yapıp satışa koyuyor. Bu okuru biraz da keriz yerine koymak değil midir? Nitekim eserde de birkaç yerde konuklar birbirlerinin hatalarını düzeltiyor. Bunu okumak yerine tartışmanın yapıldığı programı izlemek daha yararlı olacaktır.
…ne kadar çok üzüntü çekerse,duygularını da o kadar bastırmaya çalışır.
Ben asla hoşçakal demem. Sulu gözlünün tekiyim. -Peki,ne dersin? Mutlu ol. Kendine iyi bak. - Sen de öyle.
Rusya, Fransa ve İngiltere’yle birlikte ittifakın içindeydi. Reval Görüşmesi’nde Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşılması konusu bile görüşülmüştü. İşte bu, genç Türk hükümetini ayaklandırdı. Paylaşılmaktan kurtulmak adına -aslında suçlamamak lazım- İngiltere ve Fransa blokuyla ittifaka girmek için çok uğraştılar, ama bugün nasıl reddediliyorsak o zaman da reddedildik.
"Herkes başkasınla eksiltir kendini."
İnceliğin zayıflık sayıldığı zamanlarda, zarif kalabilmek başlı başına bir ahlâk.
Doğru insan yoktur, senin için doğru olmayı seçen insan vardır.
"Bilemezsin ki, belki de Allah bundan sonra Daha güzel bir kapı açar..." {Talak~1}
"Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler." Yunus 44
“Biraz uzaklaş… Çok şeyin farkına varacaksın.”
bir kitabı okudu.
bir kitabı okuyor.
Kendine yaslanmak diye bir yer var, taşı da ben tuğlası da.
Sana söz,cebinde paran, altında araban olmadığında karda kışta buz gibi bir bankta otururken bile seni olduğundan bir tık daha fazla sevicem.
bir filmi izledi.
“Ben kimim? Ecdadım kim? Set çekti inkarcılar. Sokaklara dökülmüş, mesnetsiz davacılar... Daha ne kadar akar, isyan kaynaklı pınar, Zonklatıyor beynimi bu cevapsız sorular. Teslim edilmiş ruhlar, zindanın kollarına, Âlem itekleniyor, bir muhal ortamına. Bıçak sapla kalbime, kan çıkmaz aynı inat, Bakmayın gülenlere, hicran dolu kâinat.” Ahmet Günbay YILDIZ
Aslında hiçbir şey iyi veya kötü değildir. Her şey bizim onlar hakkında ne düşündüğümuze bağlıdır.. Shakespeare
Bazı hayallerimiz gerçek oldu Bazısı da gerçek olmak için gün sayıyor. Seninle upuzun güzel günlere...R❤️








