KifidiaKifidia

Silinmiş Kullanıcı

@deleted_user_23_1784476812
Kasım 2025 tarihinde katıldı
70 Takip
39 Takipçi
5 İnceleme
30 Gönderi
277 Puan
verified
“Yeri gelmişken, birçok Strasbourglu Osmanlı hücumu başladığında bunu nasıl öğreneceğini bilmek istiyor,” diye lafa karışıyor. “Çok iyi anlarlar.” “Evet, ama önceden haberdar edilmek istiyorlar.” “Ne için? Zaten mahvolacağız. Türk akını durdurulamaz. Denizin kapıları açılmış farz edin.”

Gerçek bir yaşam öyküsünden uyarlanan bu kitap, idama mahkûm edilen Firdevs’in infazından önceki son saatlerinde geçmişine dönerek hayatını anlatmasını konu alıyor. Çocukluğundan itibaren maruz kaldığı şiddet, sömürü ve baskı, onu geri dönüşü olmayan bir yola sürüklüyor. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, yazarın tek bir karakter üzerinden kadınların maruz kaldığı toplumsal eşitsizliği güçlü bir şekilde anlatması oldu. Firdevs’in yaşadıkları zaman zaman öfkelendiriyor, zaman zaman da “Başka bir hayat mümkün müydü?” sorusunu düşündürüyor. Akıcı dili ve düşündüren anlatımıyla bence okunmayı hak eden, bitirdikten sonra da uzun süre etkisini hissettiren bir kitap. Özellikle toplumsal eleştiri içeren eserleri seviyorsanız listenize ekleyebilirsiniz. 📚

"Ait olmadığı büyülü bir dünyada yürüyen bir kadın gibiydim. Bu kadının canının istediğini yapma, istemediğini yapmama özgürlüğü vardı. Ender rastlanan o kimseye bağlı olmama, her şeyden vazgeçme, çevredeki dünyayla bütün ilişkilerini kesme, tamamen bağımsız olma ve bağımsızlığının hakkını vererek yaşama; bir erkeğe, evliliğe, ya da aşka bağlanmadan özgür olma; tüm kural ve yasaların sınırlandırmasından kopma hazzını yaşıyordu bu kadın."
Aylık vermek için harbi bırakmak lazımdı. Mustafa Kemal’in kararı bu değildi. Vatan ve istiklali idi. Ve en iyi kanunu arayıp buldu: ‘Milletin nesi var, nesi yoksa yüzde kırkını vatan müdaafası için verecektir.’ Sakarya, Dumlupınar, İzmir ve Lozan… Hepsini böyle ödedik. Mustafa Kemal, Büyük Harp’e girmek aleyhinde idi: İlim adamı olduğu için! Mustafa Kemal, Kurtuluş Harbi’ni bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için! İşte size bütün kitabın özü: İlim ve vatan adamı olunuz. Hiçbiri yalnız başına, ne sizi ne de milletini kurtarabilir.
“Suriye, Filistin ve Hicaz’da: - Türk müsünüz? Sorusunun birçok defalar cevabı: - Estağfurullah! idi. Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş ne de vatanlaştırmıştık. Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi. Eğer medrese ve şuursuzluk devam etmiş olsaydı, Araplığın Anadolu yukarılarına kadar gideceğine şüphe yoktu.”

Spoiler içerebilir! Hayatımda bu kadar narsist bir karakter görmemiştim (yaşamak -yu hua- kitabındaki fugui dışında). En yakın arkadaşının ölümünden bir gram etkilenmeyen ana karakterimiz June, üstüne üstlük ölen arkadaşının üzerinde çalıştığı kitabı kendi adıyla çıkarıyor! Arkadaşının becerisi, güzelliği ve zekasını o kadar çok kıskanıyor ki o ölürken yardım etmiyor, Athena yerde kıvranırken metnini çalıyor! Bunu o kadar soğukkanlılıkla yapıyor, haklı olduğunu düşünüyor ve vicdan azabı duymuyor ki şok içerisinde okudum. Yalanlarına kendisi bile inanmış noktada ve herkesi de bu yalan silsilesinin içerisine çekiyor. Okurken yazarlık konusunda hiçbir bilgisi olmadığını düşündüm. Çünkü tek yapabildiği şey belli bir metin üzerinden tamamlamalar yapabilmek! Bunun da müthiş bir yazarlık olduğunu düşünüyor. Hatta öyle ki ders verdiği lise öğrencilerinin yazdığı metinlerden bir kurgu çıkartmayı bile düşünüyor. Hadi ama yani intihal olduğunu kabul et artık. Beni aşırı içine çeken ama bir o kadar da sinirlendiren bir kitaptı 😄

Başından sonuna kadar merakla ekrana baktığım beni aşırı içine çeken bir diziydi. Breaking bad dizisine imza atan vince gilligan yine müthiş bir proje hazırlamış🤌🏼 breaking bad severlerin bayılacağı bir dizi olduğunu düşünüyorum bir şans vermelisiniz 👌🏼
Yorum yap
124
''Kadınlar, erkeklerin aydınlanmaya ulaşmaları önünde tehlikeli olarak görüldüler ve bazı metinlerde kadınların, önce erkeğe dönüşmedikçe aydınlanmaya ulaşma yeteneklerinin olmadığı görüşüne yer verildi. Birçok Budist metninde, dişilik korkunç olarak gösterilir. Aydınlanmaya erişmek isteyenler, arzularından sıyrılmalarına yardımcı olması için kadınların hatalıklı, ölmek üzere veya ölmüş hallerini düşünerek meditasyn yapmaları için cesaretlendirilir.

kitabı okurken aklımdan geçen tek şey ''ya böyle bir dünyada yaşasaydık?'' oldu. Gilman, şu an yaşadığımız ataerkil dünyanın tam tersi bir dünya kurmuş; sadece kadınların olduğu, eşitlikçi, barışçıl ve üreten bir ülke. Beni en çok etkileyen nokta, yazarın kusursuz bir toplum tasviri sunarken aynı zamanda günümüz dünyasının eksik ve sorunlu yönlerini sorgulatmasıydı. Kadınların oluşturduğu bu toplumda dayanışma, çevreyle uyum, anlayış ve ortak sorumluluk ön planda yer alıyor. Hikâyenin erkek karakterlerin bakış açısından aktarılması ise oldukça etkileyici; çünkü onların yaşadığı şaşkınlık sayesinde kendi toplumumuzdaki kalıplaşmış düşünceleri ve eşitsizlikleri daha net görebiliyoruz. Gilman’ın anlatımı yalın olmasına rağmen oldukça etkili. Roman boyunca kadınların yalnızca duygularıyla hareket eden bireyler olmadığını; bilgi, üretkenlik, yönetim becerisi ve mantıklı düşünme konusunda da son derece başarılı olabileceklerini ortaya koyuyor.

1
96
Sevgili okuyan, Hayatta bir şeyler yapmak için çok fırsatım oldu ama ben hepsini çarçur ettim. Kendi ihmalkarlığım ve talihsizliğim yüzünden, hayat benden kaçtı durdu ve artık mantığım benim de ondan kaçmam gerektiğini söylüyor. Kalmanın mümkün olduğunu hissetsem, kalırdım. Ama hissetmiyorum. Bu yüzden kalamam. Başka hayatları da karartıyorum. Verecek hiçbir şeyim yok. Özür dilerim. Birbirinize iyi davranın. Hoşça kalın, Nora.
1
79