gece yarısı kütüphanesi, uzun zamandır herkesin bana önerdiği bir kitaptı. özellikle arkadaşlarım “kesinlikle okumalısın, bu kitap seni çok saracak, seni çok etkileyecek.” diyordu. açıkçası bana biraz abartılıyor gibi gelmişti. ama bu kadar çok insanın aynı kitabı önermesi de merakımı uyandırdı. zaten popüler kültürde adını sık duyduğumuz kitaplardan biri. okumaya başladığımda ilk sayfalarda anlatım bana biraz durağan geldi. duygu olarak da çok içine çekmedi. ama yaklaşık yüzüncü sayfalara geldiğimde bir şeyi fark ettim. aslında kitabın ana konusu nora’nın yaşadığı farklı hayatlar değilmiş. her yeni hayatta değişen şey, nora’nın kendi hayatına bakış açısıymış. o noktadan sonra kitap benim için anlam kazanmaya başladı. bana göre kitap biraz idealizasyon üzerine kurulmuş. çok fazla seçeneği olduğunu düşünen, yaşamak istemeyen bir kadının, “acaba şu ihtimali seçseydim nasıl olurdu?” sorusunun peşinden gidiyor. nora hayalini kurduğu birçok mesleğin, birçok yaşamın içine giriyor. ama gittiği hiçbir hayatta gerçekten oraya ait hissedemiyor. hepsinde bir eksiklik var. aslında gerçek hayatta da böyle değil mi? sürekli bir şeyleri idealize ediyoruz. “farklı bir meslek seçseydim.”, “şu kişiyle evlenseydim.”, “biraz daha güzel olsaydım.”, “biraz daha zengin olsaydım.”, “onun hayatına sahip olsaydım…” diye düşünüyoruz. ama bir insanın hayatını idealize ederken o hayatı elde etmek için nelerden vazgeçtiğini bilmiyoruz. ne kadar emek verdiğini, hangi zorluklardan geçtiğini, nasıl bir karaktere dönüştüğünü bilmiyoruz. aslında o hayatı alırken sadece başarısını değil; yükünü, fedakârlıklarını ve görünmeyen taraflarını da alıyoruz. belki de uzaktan hayran olduğumuz hayat, yakından baktığımızda bize hiç uygun olmayacak. kitap tam da bu idealizasyon şemasını çok

Gece Yarısı Kütüphanesi
Matt Haig42 Dile Çevrilen Uluslararası Çoksatan 2020 Goodreads Yılın En İyi Romanı 'Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,' dedi. 'Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün…Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?' Nora Seed berbat halde. Kedisi öldü. İşinden kovuldu. Abisi onunla konuşmuyor. Kimsenin ona ihtiyacı yok. Art arda alınmış kötü kararların sonucunda bir kütüphanede buluyor kendini. Zamanın hiç akmadığı bir gece yarısı kütüphanesinde, sonsuz sayıda kitabın ortasında... Kitapların her birinde Nora’nın farklı bir hayatı yazılı. Başka kararlar verseydi yaşamış olabileceği hayatlar. Farklı kariyerler, farklı eşler, farklı arkadaşlar, farklı şehirler arasında gidip gelen Nora’nın aklı sorularla doluyor. Mutluluk sadece önemli sandığımız seçimlerde mi gizli? Yanlış giden her detayın sorumlusu gerçekten biz miyiz? Hayatı yaşanılır kılan ne? Yanlış bir karar insanın tüm hayatına mal olabilir mi? İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Matt Haig; Nora’nın pişmanlıklara, ihtimallere ve yeniden seçme imkânına dair çıktığı bu yolculukta, ona eşlik edecek okurlara sürükleyici ve insanın en temel sorunlarını konu alan bir kurgu sunuyor. 'Değişmesini istediğimiz bir dünyada hep birlikte sıkışıp kalmışken, tam zamanında yazılmış bir modern çağ masalı, günümüzün Şahane Hayat’ı.'Jodi Picoult 'Kitapların yaşamı değiştirme gücünü kutlayan, içtenlikle ve mizahla yazılmış, baştan çıkarıcı bir roman.'Sunday Times 'Matt Haig sözcükleri konserve açacağı gibi kullanıyor. Konserve de biziz.'Jeanette Winterson (Tanıtım Bülteninden)
bir kitabı okudu.
Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?
"Onu kırılgan yapan şeyin aslında sevgi eksikliği olduğunu anladı.."
"Her şey olmak, hiçbir şey olmamaktır."
Bir yerde kalmam lazım. Ama bütün zeminler sarsak...
bir kitabı okudu.
Kendimi özledim. Çok yorgunum...
Bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır.
Unutmak ne kadar sürerdi..
Acı çok beter bir şey. Orada biraz daha kalsam, bütün insanlıktan nefret edecektim.
Kendi ihmalkârlığım ve talihsizliğim yüzünden hayat benden kaçtı durdu ve artık mantığım benim de ondan kaçmam gerektiğini söylüyor.

