KifidiaKifidia
Sevim Güler

Sevim Güler

@sevim32432
Sv.1 · Çaylak Yeni Üye

Bilim kurgu ve fantastik edebiyat hayranı. Gece okumaları vazgeçilmezim 🌌🪐

Bursa, Türkiye Doğum 3 Haziran Temmuz 2026 tarihinde katıldı
İlk Kalemtümü →
Sevim Güler

Kitap 35 Türk romanını bana topolojisi, olgusu ve babalık konumu üzerinden yeniden okuma denemesidir. Servet-i Fünun romanına yer verilmemesi, Milli mücadele dönemi yazarlarından pek söz edilmemesi veya baba-oğul okumalarına çok müsait olan Orhan Pamuk romanlarının eserde yer almamış olması dikkat çekici. Tüm bunların ötesinde Jale Parla'nın açtığı yola güzel bir katkı olmuş.

Sevim Güler

Merhaba arkadaşlar. Şimdiden 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun! Hikayeler baskısı da 1991 yılında 2 cilt halinde yayımlanan eserlerden bir diğeri. Ancak bu, diğer cilt halinde kitaba göre daha kısa (şükürler olsun) olduğu için okunması hem daha kolay hem de hikayeden çok bir öğüt kitabı gibi kaleme alındığı için daha iyi okunduğunu ve akılda kalıcı olduğunu düşündüğüm bir seri. Hatta Voltaire okumaya bu tarz, günümüzde yazılsa ‘Deneme-Hikaye Kitabı’ diyebileceğimiz bir eserle başlamak bence yazarla tanışma ve kalemini görme açısından çok iyi bir fırsat. İçerik bilgisini ise en aşağıda paylaştım. Peki bizler bu hikayelerde nelerle karşılaştık ve karşılaşıyoruz. Onun daha önce okuduğumuz kitaplarından bize gelen düşüncelerinin yansımasını görüyoruz. Yani bir felsefeyi sorguluyor, mesela neden yaşıyoruz diyor değil mi? Daha sonra bir insanın neden yaşadığını maddeler halinde veya maddesel olarak tartışmak yerine varlığın derinliğine inerek çıkardığı, aslında çoğunda edebi bir amaca da sahip olmadan hikayeleştirdiğini görüyoruz. Kimi zaman fakir bir yaşamı anlatıp bu yaşam üstünden eskilerin ‘Burjuva’ dediği hayata dair muhteşem övgülerini (!) sıralarken diğer yandan da ahlak ve vicdan gibi kavramları öne çıkardığı hikayeler ile karşılaşıyoruz. Mesela Micromegas hikayesine değineceğimi önceki baskı için açıklamıştım. Bu, benim daha önce de okuduğum kitaplardan biridir aynı zamanda. Ancak şöyle bir karmaşa var ki Micromegas olarak geçen kitaptaki öykülerin çoğu önceki ciltte kaldı. Micromegas ise bu cilde eklenmiş. Ve burada bir sorgulama yapacağız. Bir şeye neden ‘Büyük’ deriz. Mesela birkaç örnek verirsek, büyük adam, büyük iş, büyük buluş gibi kavramlar kullanılır bazen. Yazar burada yani bu hikaye özelinde insanların büyük dediği şeylerin gerçek değerini

Sevim Güler

gece yarısı kütüphanesi, uzun zamandır herkesin bana önerdiği bir kitaptı. özellikle arkadaşlarım “kesinlikle okumalısın, bu kitap seni çok saracak, seni çok etkileyecek.” diyordu. açıkçası bana biraz abartılıyor gibi gelmişti. ama bu kadar çok insanın aynı kitabı önermesi de merakımı uyandırdı. zaten popüler kültürde adını sık duyduğumuz kitaplardan biri. okumaya başladığımda ilk sayfalarda anlatım bana biraz durağan geldi. duygu olarak da çok içine çekmedi. ama yaklaşık yüzüncü sayfalara geldiğimde bir şeyi fark ettim. aslında kitabın ana konusu nora’nın yaşadığı farklı hayatlar değilmiş. her yeni hayatta değişen şey, nora’nın kendi hayatına bakış açısıymış. o noktadan sonra kitap benim için anlam kazanmaya başladı. bana göre kitap biraz idealizasyon üzerine kurulmuş. çok fazla seçeneği olduğunu düşünen, yaşamak istemeyen bir kadının, “acaba şu ihtimali seçseydim nasıl olurdu?” sorusunun peşinden gidiyor. nora hayalini kurduğu birçok mesleğin, birçok yaşamın içine giriyor. ama gittiği hiçbir hayatta gerçekten oraya ait hissedemiyor. hepsinde bir eksiklik var. aslında gerçek hayatta da böyle değil mi? sürekli bir şeyleri idealize ediyoruz. “farklı bir meslek seçseydim.”, “şu kişiyle evlenseydim.”, “biraz daha güzel olsaydım.”, “biraz daha zengin olsaydım.”, “onun hayatına sahip olsaydım…” diye düşünüyoruz. ama bir insanın hayatını idealize ederken o hayatı elde etmek için nelerden vazgeçtiğini bilmiyoruz. ne kadar emek verdiğini, hangi zorluklardan geçtiğini, nasıl bir karaktere dönüştüğünü bilmiyoruz. aslında o hayatı alırken sadece başarısını değil; yükünü, fedakârlıklarını ve görünmeyen taraflarını da alıyoruz. belki de uzaktan hayran olduğumuz hayat, yakından baktığımızda bize hiç uygun olmayacak. kitap tam da bu idealizasyon şemasını çok

48 gösterim
48