Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.
Hayvan Çiftliği
George OrwellOniki ses aynı anda küfredip bağırıyordu; hepsi de benzer kızgınlıktaydı. Domuzların maskeleri düşmüş, suratları meydana çıkmıştı. Dışarıdaki hayvanlar domuzdan insana, insandan domuza tekrar tekrar bakıyordu. Ama hangisinin hangisi olduğunu söylemek artık mümkün değildi...
Dışarıdaki hayvanlar bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor, ama birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.
İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Yine de tüm hayvanların efendisidir.Peki, bu durum Doğa’nın bir yasası mıdır? Ülkemiz, topraklarında yaşayanlara düzgün bir hayat sunamayacak kadar yoksul mudur? Hayır, yoldaşlar, asla! İngiltere toprakları bereketlidir, havası suyu iyidir yurdumuz, bugün bu ülkede yaşayan hayvanlardan çok daha fazla bol yiyecek sağlayabilir.
İnsan'a karşı savaşırken sonunda ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğiniz zaman bile onun kötü alışkanlıklarını benimsemeye kalkmayın. Hiçbir hayvan asla bir evde yaşamamalı, yatakta yatmamalı, giysi giymemeli, içki ve sigara içmemeli, paraya el sürmemeli, ticaretle uğraşmamalı. İnsan'ın bütün alışkanlıkları kötüdür. Ve en önemlisi, hiçbir hayvan kendi türünden olanlara zorbalık etmemeli. Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı, hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmemeli. Bütün hayvanlar eşittir.
Her şey göründüğü gibi olsaydı, eline aldığın deniz suyu mavi olurdu.
bir kitabı okudu.
bir kitabı okudu.
Kimsenin düşüncelerini söylemeye cesaret edemediği bir devir gelmişti.''
bir kitabı okudu.
bir kitabı okudu.
Dört ayaklılar iyi, iki ayaklılar kötü
Hayvan Çiftliği, George Orwell tarafından yazılmış kısa ama etkisi oldukça büyük bir romandır. İlk bakışta hayvanların yönettiği bir çiftliğin hikâyesini anlatıyor gibi görünse de aslında insan toplumuna, özellikle de iktidar ve güç ilişkilerine yönelik güçlü bir eleştiridir. Roman, çiftlik hayvanlarının insanlara karşı ayaklanmasıyla başlar. Hayvanlar, eşit ve adil bir düzen kurmak isterler. Başlangıçta herkes için özgürlük ve eşitlik vaadi vardır. Ancak zamanla yönetimi ele geçiren domuzlar, özellikle Napoleon, gücü kendi çıkarları için kullanmaya başlar. Böylece başlangıçta eşitlik üzerine kurulan düzen giderek yeni bir baskı sistemine dönüşür. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, çok sade bir anlatımla oldukça derin bir mesaj vermesidir. Orwell, hayvanları kullanarak insanların iktidar hırsını, propagandayı ve manipülasyonu gösterir. Özellikle kuralların zamanla değiştirilmesi ve hayvanların buna yavaş yavaş alışması, toplumların nasıl fark etmeden baskı altında kalabileceğini düşündürür. Hayvan Çiftliği yalnızca politik bir eleştiri değildir; aynı zamanda insan doğası üzerine de düşündüren bir romandır. Gücün kontrol edilmediğinde nasıl yozlaştırabileceğini gösterir. Bu nedenle kitap, yazıldığı dönemden çok sonra bile güncelliğini koruyan eserlerden biri olmayı sürdürür. Kısacası bu roman, basit bir hayvan hikâyesinin arkasına saklanmış güçlü bir toplumsal eleştiridir. Okuyucuya şu soruyu düşündürür: Eşitlik adına kurulan bir düzen, zamanla nasıl yeni bir eşitsizliğe dönüşebilir?

