KifidiaKifidia
Geri

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig
Yıl: 2019Sayfa: 55Yayınevi: İthaki YayınlarıTür: EdebiyatISBN: 9786057717191
4.5puan
19 paylaşım
Alıntı Ekle İnceleme Yaz

Bir adam, bir kadın, bir mektup. Stefan Zweig, mektup biçiminde yazdığı bu etkileyici eserinde bir kadının yaşamı boyunca tek bir adama duyduğu platonik aşkın psikolojisini, kadının iç dünyasından hareketle çözümleyerek mutlak aşkı sorgulatıyor.

PaylaşımlarİncelemelerAlıntılar
Fatma Aydın
@fatma89143 gün önce

Kadının trajedisine üzülürken evet, o malum "ilişki" sahnesi geldi. Bugünün etik ve ahlakına göre düşündüğümde bana çok yanlış geldi. Yani... Neden 18 yaşındaki bir kadın karakterin trajedisini anlatmak için 30 yaşındaki adamla bir ilişki yaşadığı sahne yazarsın ki? Bir kere zaten, 30 yaşındaki bir adamın yeni tanıştığı 18 yaşındaki bir kadını evine davet etmesi bile normal değil. Evet, kadın hukuken reşit olabilir ama adamla aralarındaki yaş, psikolojik durum ve deneyim farkı göz ardı edilemez. Öte yandan, bir zamanlar bu kitabı romantikleştirip akım haline getiren kitleye söyleyeceğim birkaç şey var: Ya bu kitabı gerçekten anlayarak okumadınız ya da sapıklığı, dikizciliği ve takıntıyı aşk zannediyordunuz. Kitabın kenarlarını yakarak; içine güller, notlar yapıştırarak ve yazılar yazarak edebî bir esere zarar vermeniz –her ne kadar ben bu kitabın içeriğini onaylamasam da, dünyaya mâl olmuş bir kitap– onu gelip geçici bir akıma dahil etmeniz apayrı bir saçmalıktı zaten. Ana karakter erkek olsaydı ve bunları o yapsaydı yine aynı şekilde tepki verir miydiniz? Yaptıkları "romantik" gelir miydi? Buradaki asıl mesele cinsiyet değil, karakterin saplantısı. Bir erkek bunları yaptığında ne kadar rahatsız edici geliyorsa, bir kadın yaptığında da aynı derecede öyle olmalı bence.

Fatma Aydın
@fatma89143 gün önce
Sen, yani bedenimle ait olduğum tek insan olan sen, beni sevmiyordun, o yüzden bedenime ne olacağı artık umurumda değildi. Erkeklerin sevişmeleri, hatta en içten gelen tutkuları bile iç dünyamın derinliklerini etkilemiyordu, oysa onların aralarından bazılarına elimde olmaksızın çok saygı duydum ve kendi kaderimi hatırlarken onların karşılık görmemiş sevgilerine duyduğum merhamet yüzünden çoğu zaman sarsıldım.

Roman bir kadının yıllardır sevdiği ve sevmekte olan adama olan aşkını yazıp adama mektup göndermekle başlıyor ve roman bu mektuptan oluşuyor. yüzeyde tek taraflı bir aşk hikâyesi gibi görünse de, derinlerde çok daha karmaşık bir psikolojik çözümleme sunar. Roman, bir kadının hayatı boyunca tek bir adama duyduğu yoğun bağlılığı ve bu bağlılığın zamanla nasıl bir kimlik meselesine dönüştüğünü anlatır. İlk bakışta kadının duyguları “büyük ve saf bir aşk” gibi yorumlanabilir. Ancak daha yakından incelendiğinde bu duyguların sağlıklı bir aşktan ziyade takıntıya yakın bir bağlılık olduğu görülür. Kadın, sevdiği adamı gerçek haliyle değil, zihninde yarattığı idealize edilmiş bir figür olarak sever. Bu durum, onun henüz adamı tanımadan bile ona hayranlık duymasında açıkça görülür. Adamın evi, kitapları ve yaşam tarzı kadının zihninde kusursuz bir imgeye dönüşür. Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, kadının “görülme arzusu” ile “kendini görünmez kılması” arasındaki çelişkidir. Kadın fark edilmek, tanınmak ister; ancak bunu sağlayacak en temel adımları atmaz. Kimliğini gizler, geçmişlerini hatırlatmaz ve kendini bilinçli ya da bilinçsiz şekilde geri planda tutar. Bu durum, onun trajedisini derinleştirir: Tanınmak ister ama tanınmayı imkânsız hale getirir. Erkek karakter ise doğrudan kötü biri değildir; ancak yüzeyselliği ve duygusal körlüğü dikkat çeker. Hayatına giren insanları derinlikli bir şekilde algılamaz ve bu yüzden kadını defalarca karşılaşmalarına rağmen hatırlamaz. Bu da eserin önemli bir temasını ortaya koyar: Birinin görünmek istemesi kadar, diğerinin gerçekten “görebilme” kapasitesi de belirleyicidir

Gülbeyaz
@gulbeyaz141 gün önce
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
m.
@amelieipoulain180 gün önce
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
Yorum yap
299