Bir kötü bağdan mahsul almak için dünya kadar emek sarf ediyoruz. Yeni bir nesil yetiştirmek için beş on sene beklemişiz, çok mu?

Yeşil Gece
Reşat Nuri Güntekin'‘Asırların yaptığı bir zihniyeti yıkmak ve yenisini yapmak için gene asırlar lazım,’ diyenlere pek hak vermemeli. Milletin asıl büyük bir kısmı bu Komiser Kâzım Efendi’ye benziyor. Onları yataklarında sayıklatıp terleten kâbuslarından uyandırmak için müşfik bir elle hafifçe silkeleyip sarsmak kâfidir. Gün ışığı, dünya ışığı gözbebeklerine değdiği gibi gönülleri, beyinleri de çabucak aydınlanıyor... Bu memleketin halkı hiçbir zaman -görünüşe aldanarak zannettiğimiz gibi- tam mutaassıp, tam hurafe ve İsrailiyat hastası olmadı. Softanın pençesinden kendini hiçbir zaman kurtaramamakla beraber softaya karşı daima emniyetsizlik ve nefret gösterdi...' Reşat Nuri Güntekin’den tutuculuğa ve bağnazlığa görkemli bir reddiye… Usta romancı Yeşil Gece’de medrese çıkışlı Öğretmen Şahin Efendi’nin gericiliğe ve sömürüye karşı verdiği mücadelenin arka planında, büyük bir değişimin eşiğinde olan toplumsal düzendeki sarsıntıları incelikle işliyor. Osmanlı’nın yıkılış döneminden, Milli Mücadele ve nihayet Cumhuriyet yıllarına uzanan bir zaman dilimini kapsayan anlatı, psikolojik çözümlemeleri ve sosyal zamana dair keskin gözlemleriyle öne çıkıyor. Cumhuriyet devrinin büyük romancısı Reşat Nuri Güntekin Yeşil Gece’de, dünün olduğu kadar bugünün ve yarının hikâyesini de anlatıyor.(Tanıtım Bülteninden)
Demek ebedî hayat muhakkak değildi. Bu dünyada sevilip kaybedilen, istenip ele geçirilemeyen şeylere başka dünyada kavuşmak ümidi de zayıftı. İnsan, bir mihnet içinde kapadığı gözlerini belki başka âleme açmayacak ve dalından düşmüş bir kuru yaprak gibi toprakta çürüyüp gidecekti.
Zulüm ve haksızlıktan bu kadar zevk duyan insanları ıslaha uğraşmak çocukça bir hayal değil miydi?
"Fakat şahısların ölmesinden ne çıkardı? Fikirler yaşıyordu ya."
O vakte kadar kendi düşüncelerinin âleminde yalnız yaşamaya alışmıştı. İç hayatı olmayan insanlar gibi durmadan etrafında konuşulacak, dertleşilecek insan aramaya ihtiyacı yoktu.
Neydi bu Ahmet! Bu dünyada sevip kaybettiğimiz , isteyip ele geçiremediğimiz bütün şeylere kavuşulan yer?
Kafaları değiştirmeden idareyi değiştirmek öyle pek tamah edilecek bir netice vermiyor.
Ana karakter Ali Şahin, İstanbul'da medrese eğitimi alırken çevresindeki din adamlarının dini çıkarlara alet ettiğini görür ve şüpheye düşerek Darülmuallimine (Öğretmen Okulu) geçer. Mezun olunca İstanbul yerine, aydınlığa kavuşturacağına inandığı Ege'deki Sarıova kasabasına gönüllü öğretmen olarak gider. Burada yobazlığa, hurafelere ve dini kendi çıkarları için kullanan softalara karşı tek başına modern ve laik bir eğitim mücadelesi verir. Yazar, salt edebi bir metin sunmaktan ziyade Cumhuriyet ideolojisini ve çağdaşlaşma gerekliliğini savunan "tezli bir roman" ortaya koymuştur.
bir kitabı okudu.

