Lakin tek korkum; yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan..

Kör Baykuş
Sadık Hidayet'Anladım ki mümkün olduğunca susmam, mümkün olduğunca düşüncelerimi kendime saklamam gerek ve şimdi yazmaya karar vermemin tek nedeni gölgeme kendimi tanıtmak isteğidir.' Anlatıcı, evindeki küçük havalandırma penceresinde bulunan ve daha önceden yokmuş gibi görünen bir delikten, her zaman resmettiği sahneyi görür: Siyah elbiseli bir kız, bir servi ağacının altında çömelmiş, yaşlı bir adama bir lotus çiçeği dalı uzatıyor. Kızla yaşlı adamın arasında mavi bir nehir akıyor. Bu sahneye dalan adam kızın bakışlarına kapılır ve hayatı, akşama doğru onu kendi evinin kapısında otururken bulmasıyla korkunç bir şekilde değişir. Kör Baykuş, içindeki şeytanlarla uzun süre savaşmak zorunda kalan ve çok genç yaşta ölen eşsiz bir yazarın, insan ruhunun karanlık dehlizlerini araştıran başyapıtı. 'İran’ın yanlış anlaşılan modernisti.' (Tanıtım Bülteninden)
“Yaralar vardır, ruhu sessizce kemirir.”
“Yalnızlık insanın kaderidir.”
“Dünya bazen bir rüyadan ibaret gibi gelir.”
Bu roman karanlık ve çok derin bir psikolojik metindir. Hikâye bir anlatıcının zihnindeki korkular, halüsinasyonlar ve yalnızlık duygusu etrafında ilerler. Kitap gerçeklik ile hayal arasında gidip gelir. Ana tema: İnsan zihninin karanlık tarafı ve varoluşun yalnızlığı. Bu yüzden kitap birçok okur için çok sarsıcıdır.

