KifidiaKifidia
Geri

Ay Işığı Sokağı

Stefan Zweig
Yıl: 2017Sayfa: 124Yayınevi: İş Bankası Kültür YayınlarıTür: EdebiyatISBN: 9786052950722
5.0puan
2 paylaşım
Alıntı Ekle İnceleme Yaz

Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel. Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor… Ay Işığı Sokağı Leporella Nişan Leman Gölü Kıyısında Olay Avare   (Tanıtım Bülteninden)  

PaylaşımlarİncelemelerAlıntılar
Eva
@01611eva125 gün önce

Bir anlatıcı, gece vakti yabancı bir şehirde dolaşırken “Ay Işığı Sokağı”na girer. Bu sokak: karanlık tekinsiz geçmişin izlerini taşıyan bir yerdir. Orada bir kadına rastlar. Kadın, bir adam tarafından aşağılanmakta ve kötü muamele görmektedir. Anlatıcı: bunu görür rahatsız olur müdahale etmeyi düşünür ama… hiçbir şey yapmaz. Ve hikâye tam burada başlar. Asıl Mesele: Gecikmiş Vicdan Zweig’in bu hikâyede anlattığı şey olay değil, sonradan gelen pişmanlıktır. Anlatıcı olay anında: kararsızdır korkar geri çekilir Ama uzaklaştıktan sonra: vicdanı konuşmaya başlar. Ve işte o an: Yapılmayan şey, yapılan şeyden daha ağır gelir. Temalar 1. Seyirci Kalmak (En Güçlü Tema) Bu hikâye aslında şunu sorar: Kötülüğü yapan mı suçludur, yoksa görüp susan mı? Anlatıcı müdahale etmez. Ama bu pasiflik: onu kurtarmaz aksine suçun bir parçası yapar Zweig burada çok serttir: Susmak da bir seçimdir. 2. Vicdanın Gecikmesi Olay anında susan insan, sonrasında konuşur. Ama: artık geçtir hiçbir şeyi değiştiremez Bu da şu gerçeği doğurur: Vicdan zamanında konuşmazsa, sadece acı üretir. 3. Korku ve Kararsızlık Anlatıcı kötü biri değildir. Ama: cesur da değildir Zweig’in en acı tespiti burada gelir: İnsan çoğu zaman kötü olduğu için değil, korktuğu için yanlış yapar. 4. Yabancılaşma Sokak sadece bir yer değildir. O: insanın içindeki karanlık yalnızlık yabancılaşma dır. Anlatıcı kendine bile yabancılaşır. Anlatıcı (Karakter Analizi) duyarlı gözlemci ama eylemsiz Onu trajik yapan şey şu: Doğruyu görür ama yapamaz. Ve bu, Zweig’in en sevdiği karakter tipidir. Üslup Zweig bu öyküde: kısa yoğun atmosferik bir anlatım kullanır. Sokak betimlemesi aslında bir ruh hâlidir. Dış mekân = iç dünya

121 gösterim
121