Bitti ama ben de bittim. Daha akıcı bir şekilde okurum sandım fakat öyle olmadı. Tema olarak sevdim fakat her şeyin tesadüfler üzerine kurulu olması sanıyorum ki beni itti. Adelaide'ın bazı noktalarda çok salak olduğunu düşündüm, okurken sinir atakları geldi geldi gitti. Ama ona sarılmak istedim, onu anladım. Bilmiyorum ya üzdü beni bu kitap biraz. En sevdiğim şeyse bunun bir aşk romanı değil, bir kadının kendi değerinin farkına varma yolculuğu olmasıydı. Çünkü bir kitapta en nefret ettiğim şey kadınların nedense hep mutlu son denince evlenmiş, çocuklu ya da hamile olarak yazılmasıdır. +18 sahneler bulunuyor bu yüzden herkese önermiyorum.

Yirmi altı yaşındaki Adelaide Williams, hayallerinin peşinden gitmek için Amerika’dan Londra’ya taşınmaya karar verdi. Londra’nın büyüleyici atmosferinde, hayatının aşkı olduğunu düşündüğü Rory Hughes’la tanışması ise ansızın çakan şimşek gibiydi. Rory’nin ona baktığı her an Adelaide’ın dünyası aydınlanıyor, kalbi umutla doluyordu. Ancak zamanla Rory’nin mesafeli tavrı ve tutarsız davranışları, Adelaide’ın kendi değerini ve davranışlarını sorgulamasına yol açtı. Beklenmedik bir trajedi Rory’nin hayatını altüst ettiğinde Adelaide onu ayakta tutmak için kendinden vazgeçmeye hazırdı. Bu süreçte gençlik yıllarında yaşadığı travmalar tekrar gün yüzüne çıkarak ruhsal sağlığını derinden etkilemeye başlayacaktı. Genevieve Wheeler, bu etkileyici ilk romanında yas ve ruh sağlığı meselelerini, gençliğin getirdiği karmaşık duyguları, karşılıksız aşkın acısını ve arkadaşlığın iyileştirici gücünü ustalıkla işliyor. Adelaide, okura, sevilmenin ve kendini sevmenin anlamını sorgulatan, yürek burkan ama aynı zamanda umut dolu bir hikâye. (Tanıtım Bülteninden)
YATACAK YERİN YOK EMORY!! Emory o öğleden sonra bir tweet atarak "Vay canına, kustum mekaniğinden anlayan kızlar çok seksi oluyormuş" diye yazmıştı.
bir kitabı okuyor.

