“Çocukluk bazen bir gecede biter.”

Cengiz Aytmatov, İkinci Dünya Savaşı'nın bütün şiddetiyle devam ettiği yıllarda Kırgızistan'ın bir köyünde, cephedeki askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yediden yetmişe herkesin tabiat ve savaş şartlarıyla çetin mücadelesini anlatıyor. Cesur, zeki ve okulun güzel kızı Mirzagül'e tutkun Sultanmurat 15 yaşında olmasına rağmen cephedeki askerlere yardım etmek için seçilen köyün beş gencinden biridir. Sultanmurat'ın gözünden savaşın yıkıcılığını ve insanları adeta birer canavara dönüştürmesini anlatan Cengiz Aytmatov, diğer bütün eserlerinde olduğu gibi, bu hikâyesinde de insana olan inancını vurgulamaktadır. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde sönmeden yanmaya devam eden o sevgi ateşi her türlü zorluğun üstesinden gelmek için insanın sahip olduğu en kıymetli hazinesidir. (Tanıtım Bülteninden)
“Korku, insanı susturmaz; değiştirir.”
“Bir çocuk büyüdüğünü en çok korktuğunda anlar.”
“Savaş, çocukların oyunlarını yarım bırakır.”
Sultan Murat, savaşın insan hayatına etkisini bireysel bir hikâye üzerinden anlatır. Merkezde genç bir çocuk olan Sultan Murat vardır. Savaş, onun çocukluğunu elinden alır. Bu öyküde Aytmatov, savaşın sadece cephede değil, çocukların ruhunda da yaşandığını gösterir. Sultan Murat: erken büyümek zorunda kalır sorumluluk alır korkularıyla yüzleşir Ama aslında o hâlâ bir çocuktur. Aytmatov’un en güçlü yaptığı şey şudur: Savaşın büyüklüğünü anlatmak yerine, bir çocuğun gözünden küçültülmüş ama daha etkili bir şekilde gösterir. Temalar Savaş ve çocukluk Erken olgunlaşma Kayıp ve korku Dayanıklılık

