Düşünce güzelliğinin, salt düşünce güzelliği olarak fazla bir değer taşımadığı kanısına varan kişi, güzel düşünceleri güzel yaşantılara çevirmek ister. Burada “eylem güzelliği” ortaya çıkar. Eylem güzelliği, ahlaksal güzelliktir. Düşünce güzelliği iyi niyeti, kişinin düşünce olarak erdemli yaşama hazırlığını, eylem güzelliği ise bu iyi niyetin erdemli yaşama dönüşmesini, eylemlerde somutlaşmasını, düşüncenin eyleme aktarılmasını ifade eder. Fuzûlî Leylâ ve Mecnun mesnevîsinde, Mecnun’un ahlak güzelliğinden söz eder. Sevgi onu berraklaştırmış, “arı duru” birisi haline getirmiştir. İnsanlık değerini düşüren duygulardan, hırslardan, tutkulardan arındırmış, içinde kendi saflığını bozacak bir duygu ve istek bırakmamıştır. Acı ve ayrılık hali ile olgunlaşmış, terbiye olmuştur. Bu öyle bir arınmadır ki, kötülük alanından uzaklaşmış, yalnızca iyiliğe duyarlı hale gelmiştir. Sevgisi sayesinde, kendi saflığını bozacak, berraklığını bulandıracak dünyasal ilgilerden uzaklaşmıştır. Karakterdeki, ruhtaki arınma ile fiziksel, maddi ve manevi değer arınması bir arada olmuştur. İstediği her türlü güzelliğe sahip olabilecek iken, bunlardan kaçınmış, zenginlikten, şöhretten, makam ve mevkiden uzak durmayı tercih etmiştir. Sadece Leylâ’yı istemiştir ama isteye isteye onu da istememeyi öğrenmiştir. Kendi saflığını bozacak hiçbir dert kalmamıştır üzerinde, ne açlık, ne varlık ne yokluk derdi. Bütün korkulardan, endişelerden arınmıştır. Bu arınma öylesine ileri bir noktalara ulaşmıştır ki, Tanrı’ya yakın hale getirmiş, makamı “yakınlık sarayı” olmuştur. Böylece, “Manevî saflık kazanmış, mecazdan hakikate geçmiştir..” #aşk #sevgi #edebiyat

