Şölen diyaloğu, seçkin bir topluluğun sevgi üzerine konuştukları, tartıştıkları bir diyalogdur. “Şölen” (Symposion), sözcük olarak bir konuşma, söyleşme, tartışma biçimi olduğu için, diyalogda tek bir görüşün açıklanması ve temellendirilmesi yapılmaz, birçok görüş bir arada, tartışma içinde sergilenir. Şölen diyaloğuna asıl karakterini kazandıran, Sokrates’in, “sevgi üzerine ne biliyorsam, ondan öğrendim.” dediği Mantineialı Diotima’nın görüşleridir.. Sokrates onunla daha önce arasında geçen konuşmaları nakleder. Nakledilen konuşmalarda, Sokrates kendisine sevginin ne olduğunu soran Diotima’ya -Agathon’un o anda orada dile getirdiği gibi sevginin, “güzelliğin sevgisi” olduğunu söyleyerek cevap verir: Sevgi, güzellik sevgisidir, güzelliğin sevgisidir, “çirkinlik sevgisi diye bir şey yoktur” çünkü.. Böylece, sevginin açıklanması konusunda kendisiyle ilgi kurulan ilk kavram güzellik olur. Sevgi, güzelliğin ve iyiliğin dışında düşünülmez.. Leylâ ve Mecnun’da da, güzellik ve sevgi arasında bir ilişki kurulur. Bu husus, mesnevînin mısralarında şu şekilde dile gelir: “Kemal sahipleri açıkça bilirler ki, güzellikle aşk ikizdir. Aşk dünyanın bütün gerçeklerini gösteren bir ayna, güzellik ise onun cilasıdır. Güzellik olmasa aşk ortaya çıkmaz, aşk olmasa güzellik belli olmaz. Güzellik olmasa aşktan ne fayda?.. Aşk sahiplerini, maşuklar olgunlaştırır. Aşk olmasa güzellik hor ve zelil olur, güzellik sahiplerinin pazarı aşk ile sürüm bulur..” Bu anlayışa göre; “Mecnun’un kemali Leylâ’dan kaynaklanıyor, aşkı Leylâ’nın güzelliği ile artıyordu. Leylâ’nın güzelliği de Mecnun’dan geliyordu.. Güzelliğe olan ilgi aşktandı..” Seveninin sevgisinde sevgilinin güzelliği açığa çıkar. Sevgiyi doğuran güzelliktir.. “Gerçek güzelliğin belirtisi, aşığın ona meyl.etmesidir..” Bütün bu ifadelerde açıkça dile gelen, güzellikle aşkın bir arada olduğu ve ontolojik olarak birbirlerini gerektirdikleridir. Buna göre her sevgi, bir güzelliğin sevgisidir, her güzellik de bir sevginin güzelliğidir.. #aşk #sevgi #edebiyat

