Kasaba yaşamının o boğucu atmosferinde, haksızlıklara ve yozlaşmaya karşı durmaya çalışan Yusuf’un hikayesi daha ilk sayfalardan itibaren sizi içine çekiyor. Sabahattin Ali, Anadolu’nun sert gerçekliğini ve insan ilişkilerini öyle temposu yüksek bir kurguyla aktarmış ki sayfaların nasıl aktığını anlamıyorsunuz. Yusuf’un o sessiz ama derin duruşu, gururu ve yaşadığı tüm adaletsizliklere rağmen içindeki o saf özü koruma çabası... Muazzam bir karakter anlatımı. Muazzez ile aralarındaki o dile dökülemeyen, bakışlarla ve susuşlarla büyüyen bağ ise hikayenin en vurucu, en hüzünlü damarlarından biri. Kitap sadece bir kasaba romanı değil; güçlünün zayıfı ezdiği bir düzende, başı dik kalmanın ve yalnızlaşmanın destanı. Olayların gelişimi, toplumsal baskı ve kaçınılmaz sona doğru sürüklenen kader... Son sayfaya geldiğinizde boğazınızda bir düğümle kalakalıyorsunuz. Sizi hem toplumun karanlık yüzüyle yüzleştiren hem de sürükleyiciliğiyle bir oturuşta bitirtecek kadar güçlü bir başyapıt. Puanım: 10/10 "İçinde hakiki bir yaşama sevinci olan insan, her şeyden tat alabilir..."
@elif1638•3 gün önce
Yorumlar (0)
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz.


