KifidiaKifidia
İkranur Öztürk

İkranur Öztürk

@optimusprimeikra
Kasım 2025 tarihinde katıldı
1 Takip
5 Takipçi
1 İnceleme
17 Gönderi
38 Puan
İkranur Öztürk
Bu hayatta bir meşgalesi olmalı insanın. Yoksa düşüncelerin arasında kaybolmaktan nefes almayı unutabilir. Yoksa yüreği ile zihni arasında okyanusu arayan balık gibi yıllarca aynı durumlar üzerinde konaklayabilir. Zira okyanusu arayan balık da böyledir. O okyanusu arıyordur, suyu değil. O kafasında kurguladığı ve kurguladığına tam kalbiyle inanıp benimsediği dünyayı arıyordur. Okyanusa ulaştığında aslında geldiği yerden bir farkı olmadığını anladığında duyduğu öfke ve beraberinde getirdiği hayal kırıklığı da bundandır. İnsanoğlu da böyledir işte... Gerçek olana değil, düşlediklerine inandırır kendini. Düşlediği hayata, insanlara, duygulara kendini o kadar adamıştır ki; onların bir düş olduğuna kendisi dahi inanamaz artık, inanmak istemez çünkü... Her ne kadar aklı bir yandan gerçekliğe dönmesini söylese de, yüreği zihnini çoktan öldürmüştür. Hem yürek, hem zihin, hem de balık bu düşünceler yığınından kalkamaz. Kalkabilecek güç kendisinde bulunsa bile, o birileri tarafından yardım ister. Çünkü okyanusa gelmiştir evet, ama nasıl geri döneceğini bilmiyordur. Geriye dönmese dâhi, içindeki bu hayal kırıklığı ile hayatına nasıl devam edecektir ki!! Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Bu hayatta kalbi kırık bir balık olmamanız dileği ile...🐟💙 😊
İkranur Öztürk
Sahi, neden sevinir insan? Mutluluk nedir mesela.. bir avuç oksijenle devam ettiğimiz bu yaşamdaki varoluşsal sancılarımızı unuttuğumuz an mı mutlu oluruz? Bu sancılarımızı unutur muyuz yoksa hatırlamamaya mı çalışırız? Bu denli belirsizliklerin olduğu bu dünya, gerçekten bu denli mutlulukları hak ediyor mu? Seçimlerimizin beraberinde getirdiği duyguları ve görevleri yok sayamayız zira bu korkakların ve çaresizlerin yapacağı bir iştir. Peki gerçekten korkak ve çaresiz miyiz?
İkranur Öztürk
Yalnız kalmaktan ziyade yalnız bırakılmaktır kulağa korkunç gelen. Zor zamanların zor olması gerçekten zamanın suçu mudur mesela, yoksa o zorlukta kimsenin size zaman ayıramaması mı? Mutsuzluğun olması gerçekten duygunun suçu mudur, yoksa mutluluğu yaşatamayanlar mı? Sevgi gösteremeyen biri mi suçludur gerçekten, yoksa ona sevgiyi öğretmeyen mi..?
İkranur Öztürk
İlk aklıma gelen, gidenin gidecek yeri olmasa gitmezdi demek. Ancak bazen çaresizlikten gitmek ister insan, sevmediği için değil aksine çok sevdiği için, karşındakini anlayamadığı için değil anlaşılmadığı için gitmek ister. Bazen gider çünkü gitmek zorundadır. Aşk zordur, gidene de kalana da zordur. Asıl önemli olan bu zorlukları aşabilmek bence. Bir suçlu aramak gerekirse ne kalan suçludur ne giden, aşk ve aşık olmaktır suçlu olan. :)
4
203
İkranur Öztürk
70'lerde olsak bir sürü plak alırdım sana. 80'lerde olsak açık hava sinamasına götürür izledikten sonra muhallebi ısmarlardım. 90'lar da olsak mahallenin tüm güzel misketkerini kazanır dökerdim avuçlarına. 21. yüzyılda nasıl sevilir bilmiyorum inan ki. İçim ısınmadı bu yüzyıla bayım, bağışla.. ~💠
3
87
İkranur Öztürk
Her tecrid, aynı zamanda bir çeşit tecahül-i âriftir. Şair hitap ettiği veya sözünü ettiği kişinin kendisi olduğunu bilmezden gelir: Fuzûlî rind-i şeydâdur hemîşe halka rüsvâdur Soruñ kim bu ne sevdâdur bu sevdâdan usanmaz mı ~Fuzûlî
İkranur Öztürk

Kesinlikle herkesin ölmeden önce okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Genel olarak felsefe tarihi üzerine yazılmış ancak asla sıkıcı ve makale tarzı bir anlatımı yok. Akıcı ve sürükleyici bir kitap. Okurken zihninizin karışacağı, filozof olarak nitelendirdiğimiz adamların düşünce yapısına hâkim olacağınız bir kitap. Gerek kişisel gelişim gerek yeni dünyalara açılmak amacıyla tercih listenizin ilk sırasında yer almasını tavsiye ederim. Ufkunuzu açacağına eminim, iyi okumalar :)

İkranur Öztürk
Hissiz değiliz, merhametsiz hiç değil. Sadece bu çağa denk gelmenin neticesinde duygularımızı saklar olduk, yeni bir insan tanımanın verdiği yükü taşıyacak takâtikimiz yok. Sanki; bir tek hakkımız var da, bir tek O mutluluğu bekliyormuşuz gibi... Gerisi yorucu, gerisi üzücü, gerisi fani...
İkranur Öztürk
Bu hayatta bir meşgalesi olmalı insanın. Yoksa düşüncelerin arasında kaybolmaktan nefes almayı unutabilir. Yoksa yüreği ile aklı arasında okyanusu arayan bir balık gibi aynı durumlar üzerinde yıllarca konaklayabilir. Zira okyanusu arayan balık da böyledir. O okyanusu arıyordur suyu değil..O, kafasında kurguladığı ve kurguladığına tam kalbiyle inanıp benimsediği dünyayı arıyordur. Okyanusa ulaştığında aslında geldiği yerden bir farkı olmadığını anladığında duyduğu öfke ve beraberinde getirdiği hayal kırıklığı da bundandır. İnsanoğlu da böyledir işte... Gerçek olana değil, düşlediklerine inandırır kendini. Düşlediği hayata, insanlara, duygulara kendini o kadar adamıştır ki; onların bir düş olduğuna kendisi dahi inanamaz artık, inanmak istemez çünkü. Her ne kadar aklı bir yandan gerçekliğe dönmesini söylese de, yüreği zihnini çoktan öldürmüştür. Hem yürek, hem zihin hem de balık bu düşünceler yığınından kurtulamaz. Kurtulabilecek güç kendisinde bulunsa dahi, o birileri tarafından yardım ister. Çünkü okyanusa gelmiştir evet, ama nasıl geri döneceğini bilmiyordur. Geriye dönmese dahi, içindeki bu hayal kırıklığı ile hayatına nasıl devam edecektir ki..? ~ikra