Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşünüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından var olduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.” (Sayfa 237)

Puslu Kıtalar Atlası
İhsan Oktay AnarPuslu Kıtalar Atlası İletişim Yayınları Bir 'ilk kitap', Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar... 'Yeniçeriler kapıyı zorlarken' düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: 'Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır.' Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve 'puslu kıtalar' üzerine bir roman. Hulki Aktunç`un önsözüyle...Yazar Hakkında;1960 doğumlu. Felsefe bölümünü bitirdi. Öğretim üyeliği yaptı. 2011 yılında emekli oldu. Yayımlanmış kitapları: Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri (1998), Amat (2005), Suskunlar (2007), Yedinci Gün (2012), Galîz Kahraman (2014). 2009 yılında, Can Yayınları kurucusu yazar Erdal Öz`ün anısını yaşatmak amacıyla ailesi ve yayınevi tarafından verilen Erdal Öz Edebiyat Ödülü`ne layık görüldü. (Tanıtım Bülteninden)
“Rendekar düşünüyor olmasından var olduğu sonucunu çıkarıyor. Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?” (Sayfa 237)
“Ah! Keşke dünyayı da senin gibi seyredip, senin ona baktığın gibi bakabilseydim. Oysa ben ona bir güç malzemesi olarak bakıp onda kendi karanlığımı gördüm.” (Sayfa 217)
“Sana karşı hissettiklerimi anlatmama imkan yok. bir duygu, anlaşılmıyorsa, duygu değildir zaten.” (Sayfa 216)
Özgürlük duygusu, özgürlüğün kendisine galip gelmiş.” (Sayfa 174)
Ateş dediğimiz güç nasıl ki odunla beslenirse akıl da bilgiyle beslenir.” (Sayfa 152)
- Güçlü olmayı neden bu kadar çok istiyorsun? – Elbette herkes gibi, varlığımı sürdürebilmek için. – Senin yaptığın bir tür tahnitçilik. Güç ancak ölüleri korur.” (Sayfa 151)
Ona göre hayat, artık, insanın büyük bir eğlenceyle çok şey öğrendiği bir oyundu ve içinde herkesin yaşamaktan korktuğu şu dünya, gerçekten en eğlenceli oyuncaktı.” (Sayfa 141)
İşte bu yüzden, hata yaptığı anda servetini, hatta canını kaybedebilecek olmayan insanların fikrine güvenilmez. Çünkü malı, canı, sevdikleri tehlikede olmayan biri doğru düşünemez. Bilgi tehlike ile ölçülür.” (Sayfa 135)
Her şey ben ve benim düşüncelerimden ibaret olsa da bu dünyada yaşamak zevkli bir şey” diyordu, “Sen! Oğlum! Sen benim zihnimde bir düş, bir düşüncesin. Bana şu anda dokunuyorsun. Ama ben sana dokunamıyorum. Çünkü düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?” (Sayfa 127)
Ben bu dünyaya bilmek için geldim. Benim için kutsal bir şey varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın gerekse öte dünyanın bilgisi. Bu yüzden öğrendiklerimi akıl terazisinde tartıp doğru olup olmadıklarına bakarım.” (Sayfa 122)
“Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı.” (Sayfa 91)

