Ne çıkar sarsan yaramı? Sarmasan, öldürsen ne çıkar... Ben çoktan tükürmüşüm ciğerimi, Nefes olsan, ne çıkar? 🥀

Çalıkuşu
Reşat Nuri Güntekin'Yüzlerinden yalancı maskeleri sıyırmak, azametli gösterişler altında gizlenen çirkinlikleri, hiçlikleri meydana çıkarmak Çalıkuşu’nun en büyük eğlencesiydi.' Çalıkuşu Feride’nin genç kız ruhundaki tatlı muammanın, bitmez tükenmez neşesinin ve türlü zorluklara güler yüzle göğüs germesindeki kararlılığın ruhlara temas eden hikâyesi, aşka ve kadın-erkek ilişkilerine dair klasik anlatıya güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Reşat Nuri Güntekin’in bir asır önce kaleme aldığı fakat bugün dahi değerinden hiçbir şey kaybetmemiş olan eseri, üslubundaki yalınlık ile kuvvetin yanı sıra toplumu ve Anadolu insanını tasvir etmekteki maharetiyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir edebi lezzet sunuyor. Feride’nin şahsında sevginin türlü zorlukları aşabilecek bir güç barındırdığına şahitlik ederken, Anadolu’daki geri kalmışlığa, bürokratik yapının kusurlarına ve taşradaki kapalı yaşam tarzına da canlı bir bakış atmak mümkün oluyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ifadesiyle Güntekin, Çalıkuşu’nda Türk edebiyatının ilk ideal kahramanını yaratmış ve ilk karakter romanımızı ortaya çıkarmıştır. Karaosmanoğlu buradan hareketle Reşat Nuri’nin ilk idealist yazarımız olduğunu da ifade etmiştir. Henüz hayattayken Türk yazınının büyük ustaları arasına adını yazdıran Reşat Nuri Güntekin’in en ünlü romanı Çalıkuşu, edebiyatımızın ölümsüz eserleri arasında müstesna bir yere sahip. (Tanıtım Bülteninden)
Sanki bu dünyaya gelirken, Allah'a bu aşk için söz vermişim gibi... Sana, hep geç kalmaktan korkuyorum
Çok sevmek yetmez; mühim olan güzel sevmek...
"Çalıkuşu Feride'nin defalarca altını çizdiğim şu cümlesi: '𝗕𝗮𝗻𝗮 𝗵𝗮𝗸 𝗲𝘁𝗺𝗲𝗱𝗶𝗴𝗶𝗺 𝘀𝗲𝗸𝗶𝗹𝗱𝗲 𝗱𝗮𝘃𝗿𝗮𝗻𝗮𝗻 𝗵𝗲𝗿𝗸𝗲𝘀𝗹𝗲 𝗸𝗮𝗳𝗮𝗺𝗱𝗮 𝘃𝗲𝗱𝗮𝗹𝗮𝘀ı𝗽 𝗯𝗶𝗿 𝗱𝗮𝗵𝗮 𝗯𝗮𝗻𝗮 𝘂𝗹𝗮𝘀𝗮𝗺𝗮𝘆𝗮𝗰𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿ı 𝘆𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗱𝗲 𝗯ı𝗿𝗮𝗸𝘁ı𝗺...'" #ReşatNuriGüntekin
bir kitabı okudu.
İnsan, birini sevdi mi her şeyiyle sever, olduğu gibi sever; olmasını istediği gibi değil. Ve bu sevgi, kalbin en derin köşesinde, fırtınalardan uzak bir sığınak gibi kalır.
Ben yine de ısrarla senin bahçende büyümek isteyen bir papatya olacağım. Susuz kalsam da büyümek için uğraşacağım.
Ne zamam derin bir üzüntüye kapılsam gözlerim parlar, tavır ve hareketlerim neşelenir, içim içime sığmaz olur. Dünyayı hiçe sayıyormuşum gibi kahkahalarla gülerim, türlü gevezelik ve delilikler yaparım
Çalıkuşu Feride'nin dediği gibi; "Bu hayatta yaptığım en iyi şey uzaklaşmak. Kin gütmem, hesap sormam, çirkinleşmem, zorluk çıkarmam. Sadece uzaklaşır ve soğurum..."
Son bir ümidim kaldı. Yarın, onu da kaybedersem, bilmem ne olacağım?
Okudukça okutan bir kitap.. bitirdiğinizde kendinizi o dönemde gibi hissediyorsunuz..istemsizce günlük konuşmama tesir etmişti. Ferideyle beraber onun hissettiklerini hissetmek bambaşka...
Feride yani Çalıkuşu küçük yaşta annesini kaybetmiş asker olan babası ile garnizonlarda yaşayamayacağı için büyükannesine teslim edilmiş, büyükannesi tarafından yetiştirilen yine küçük yaşta büyükannesinide kaybedince babası tarafından Fransız mektebinde yatılı okuyan deli dolu ele avuca sığmayan bir kız çocuğudur. Yine küçükken babasında kaybediyor. Tüm akrabalarının, hocalarının ve arkadaşlarının gözündeki en önemli özelliği “yaramaz” olmasıdır. Hafta sonlarını ve yaz tatillerini teyzesinin evinde vakit geçirmektedir. Teyzesinin oğlu Kamran ile aralarında hem bir anlaşamama hem de içten içe birbirlerini sevme durumu söz konusudur. Tatlı sert atılmalar kaçamaklardan sonra Feride ile Kamran nişanlanır. Ancak düğünden birkaç gün önce Kamran’ın Feride’yi aldattığı ortaya çıkar. Sonrasında Feride aşk mı, gurur mu? İkilemine dahil düşmeden bir karar alarak yakıcı ve yıkıcı şekilde evden kaçar. Anadolu’ya muallimelik yapmak için herkesten uzak olmak için en ücra köşelere gidip çocukların hayatına dokunmak ister. Olay örgüsü bu şekildedir. Bölümler hiç beklenmedik sonlarla bittikçe merak artıyor. Olayları Feride’nin yazdığı günlükten okuyoruz. Onun duygu ve düşünceleri ile. “Madem ki defterimi benden başka kimse okumayacak. Niçin hepsini itiraf etmemeli? “ S:811 Feride (ePub) elbette günlük yazanlar bilir her şey açıkça yazılamıyor. Feride’de bazen utana sıkıla itiraf edebiliyor. En çok hiç bir şekilde nefret ettiği hiç bahsetmek istemediği hatta bahsetmediği kişiden devamlı bahsediyor oluşu!!! Bu aşk nasıl temiz ne kadar ulvi. Çalıkuşu; üzüntüsünü yaşarken tavır ve hareketleri neşelenir, içi içine sığmaz olur, alaycı olur, türlü gevezelikler ve çılgınlıklar yapar. Kimseye hesap vermeye ve nasihat dinlemek gücüne gidiyor diye kaçar. Gençliğinde sorumluluk sahibi olmayan kendini özgür hisseden birinin mutluluğundan kesinlikle yaşamak istemeyeceği kabul etmeyeceği şeyleri zoraki yaşaması bazen kendi için bile istemediği şeyleri kendine sorumluluk adlettiği kişi için kabullenerek yaşaması fedakarlık, merhamet ve vefanın vücut bulmuş halidir Çalıkuşu. Çalıkuşu bir yere gider İpekböceği olur başka bir yere gider Gülbeşeker olur. O bunlardan nefret eder Çalıkuşu olarak kalmak isterken, bende nefret ettim. Ama yine Gülbeşekeri Çalıkuşu sevdirdi. “Ben Gülbeşeker’i çok seviyorum,” de. S:1112 Feride O sevdiğinin hayalini bile kuramaz çünkü… ama dile getirmesi öğüt vermesi bile bir başkadır. “Ben, bir genç kız için daha büyük bahtsızlıklar da biliyorum. Sevdiği bir nişanlının ölümünü gören genç kızlar zannettiğin kadar acınacak insanlar değillerdir Bir büyük tesellileri vardır onların... Aradan aylar, yıllar geçtikten sonra, bir gece yabancı bir memleketin karanlık ve soğuk bir odasında yalnız kaldıkları vakit, o nişanlının çehresini göz önüne getirmek imkânına maliktirler; “Bu zavallı gözlerin son bakışı benimdi!” demek hakkına maliktirler. Bu hayalin yüzünü kalplerinin dudağıyla. Halbuki, ben bu haktan mahrumum Kristiyan!..” 690 Feride Çalıkuşu’nun bitmek bilmez acısını ona öğütlerken Manastırlı kadın acıyı nasılda çarpıcı şekilde söylemiştir; “Sonradan pişman olmuştur o kız, hemşireceğim. Acırım ona. Yüreği hasretten göz göz olmuştur. Sen, kurşunla vurulanları hiç işitmedin mi, be hemşireceğim? Bazıları, vurulduklarının fakında bile olamazlar, üç beş adım koşarlar, kaçıp kurtuluyoruz sanırlar. Yara sıcakken acımaz, hemşireceğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?... “ S: 421 Manstırlı kadın Pişmanlığını, aşkını, acısını, gençliğinden biçare yaşanmışlığını günlüğünden okurken sevdiğinden bahsetmeden bahsetmesi gibiydi. Yazara söyleyecek söz bulamıyorum müthiş akıcı bir metin, betimlemeleri muhteşem, karakterler capcanlı karşınızda, duygularınızı ve hislerinizi yoğun şekilde değiştirecek “BAŞYAPIT” Bu esere olumsuz bir söz söyleyecek olan varsa onunda ağzının payını Hacı Kalfa versin. :)) “-Hele şu miskine bak. Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var. Dilenciye hıyar verdilerse beğenmemiştir, eğridir diye sokağa atmış. Eşek hoşaftan ne anlar? İhtarlarımı semî itibar kulağına sok. Yoksa, tekdirât ile uslanmayanın hakkı kötektir. Sen kim oluyorsun ki Allah’ın verdiği ekmek ve nimeti beğenmiyorsun?!.. Sen seni bil sen seni. Sen seni bilmez isen. Patlatırlar enseni.” S: 432 Hacı Kalfa

