İnsanlarla ilişkin ateşle ilişkin gibi olsun. Çok uzak kalma donarsın, çok yaklaşma yanarsın.

Hiçbir Karşılaşma Tesadüf Değildir
Hakan MengüçKader, insandan vazgeçmiyor. Anbean yeniden ve yeniden yazılıyor. Öyle anlar geliyor ki yapmam dediğin şeyi yapıyorsun, katlanamam dediğin şeye katlanıyorsun, sevemem dediğini seviyorsun, gidemem sanırken bir anda çekip gidebiliyorsun, öldüm diyorsun ama yine de yaşıyorsun... Başlarına ne geleceğini bilmeden uzun bir yola çıkan arayış içindeki genç bir sufi ile aklı karışık genç bir kızın bu yolculuklarında yazgılarından başka güvenecekleri hiç ama hiçbir şeyleri yoktur. Yedi gün boyunca yanlarında para, yiyecek, kıyafet ve en önemlisi de hiçbir planları olmadan şehir şehir dolaştıktan sonra başladıkları yere geri döndüklerinde onlar için artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Sadece yedi günde bile değişebilir miydi insan? Yeniden yazılabilir miydi kader? Elbette sadece yedi günde değişebilirdi her şey... Tıpkı sazlıktaki bir kamışın, yedi evreden sonra içli sesler verebilen bir 'ney'e dönüşmesi gibi... (Tanıtım Bülteninden)
Anlaşılmak, ne büyük bir nimet...
Nasıl susamış bir dudak suyu ararsa, su da susuzluğunu dindireceği bir dudak arar. Mevlana
Hüzün ki en çok yakışandır âşıklara, yandık yakıldık ama hüzünden yana asla yakınmadık. Şems
İstemek dilenmek değildir.
Öyle kızmıştım ki önyargı denen illete. İnsanı da insanlığı da kör edebilecek kadar güçlü bir hastalık, amansız bir mikrop. Üstelik bu mikrobu alt edebilmenin tek yolu da yine gönül tebiyesi.
Ne var ki toplumsal önyargılar içimize öylesine işlemiş ki. Kendimizi hata üstüne hata yaparken yakalıyoruz.
Her yolculukta zorluklar vardır. Ancak, bunlar seni zayıf düşürmek için değil, seni eğitmek ve olgunlaştırmak içindir.
Acı gerçekten de insanı değiştiriyor, olgunlaştırıyor.
Huzursuz vicdan iyi değil.
Öfke rüzgar gibidir, çabuk diner ama etrafa pek çok dalı da kırmıştır çoktan.
Ne kadar iyi niyetli de olsak başkasının kederine patronluk edemeyiz.

