bir kitabı okudu.

Satranç - Modern Klasikler 21
Stefan ZweigSatranç, Zweig’ın novella türünde eriştiği ustalığı gözler önüne seren en son yapıtı; aynı zamanda bir edebi veda mektubudur. İkinci Dünya Savaşı yüzünden ülkesini terk eden yazarın, çok sevdiği Avrupa’nın içler acısı durumunun ve zorunlu göçün yarattığı derin umutsuzluk sonucu yaşamına son vermesinden bir yıl önce, 1941’de yayımlanmıştır. Buenos Aires’e gitmek üzere New York’tan hareket eden büyük bir geminin yolcuları arasında dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic de vardır. Satranç meraklısı bir grup yolcu kendisiyle oynadıkları ilk partiyi kaybeder. Czentovic ikinci partiyi de kazanmak üzereyken, aniden zuhur eden Dr. B. adlı şahsın müdahale ve yönlendirmesiyle oyun berabere biter. Bunun üzerine Dr. B., Czentovic’le tek başına oynamaya ikna edilir. Ancak bir eğlence olarak başlayan satranç oyunu, Nazilerin yarattığı korku ve dehşet ikliminden payına düşeni alan bu adamda bazı travmatik anıları canlandıracaktır. (Tanıtım Bülteninden)
bir kitabı okudu.
bir kitabı okudu.
Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştir.
İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.
bir kitabı okudu.
bir kitabı okuyor.
"Aslında satrancın çekici yanı, stratejisinin birbirinden farklı iki beyinde ayrı ayrı gelişmesidir. "
Fakat kitapla birlikte cehennemime geri döndüğüm an, ne andı! Sonunda yalnızdım ve artık asla yalnız olmayacaktım!
Bize hiç bir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz.
İnsanın konuşacak kadar zekaya, ya da susacak kadar akla sahip olmaması büyük bir talihsizliktir.
Gerçi kendi deneyimlerimden bu ‘kralların oyunu’ denilen oyunun esrarlı çekiciliği konusunda bilgi sahibiydim; satranç, insanoğlunun icat ettiği öteki bütün oyunlar arasında kendini bağımsızca rastlantının her türlü tiranlığının dışında tutan ve zafer taçlarını yalnızca tine ya da daha doğru bir deyişle, tinsel yeteneğin belli bir türüne sunan tek oyundu. İnsan daha satrancı bir oyun diye adlandırmakla, kendini hakaret etmek anlamını taşıyan bir küçümsemenin vebali altına sokmuş olmuyor muydu? Aslında satranç da bir bilimdi, bir sanattı,…

