Unutamayacağım bir doğa olayıydı yüzün.

Milenaya Mektuplar
Franz Kafka'Seni seviyorum. Denizin dibindeki çakıl taşı nasıl sevilip sarmalanırsa ben de seni öyle seviyorum ve sana öyle bağlıyım, umarım ben de seninle denizle çakıl taşı gibi ayrılmaz bir bütün olurum. Kafka, Milena'yla 1920 yılında mektuplaşmaya başladı ve ona; yüz otuz bir mektupla, üç tane kart gönderdi. Aralıklarla, toplamda iki yıl kadar devam eden bu mektuplaşmalar o kadar yoğundur ki daha fazla devam etmiş hissi uyandırır. Bu mektuplaşmalar sırasında, Viyana ve Gmünd'de olmak üzere iki kere görüşmüşlerdir. Milena, Kafka için umuttu. Hayatındaki ve ruhundaki tüm belirsizlikler, Milena'nın mektuplarıyla yok oluyor ya da azalıyordu. Kafka'nın kısacık hayatını kâbusa çeviren dışarıdaki etmenlerden dolayı ruhunda hissettiği baskı ve bu baskının korkularını büyütmesi bile bu mektuplarla azalıyor, hatta bu mektuplar, Kafka'ya cesaret veriyordu. (Tanıtım Bülteninden)
bir kitabı okudu.
bir kitabı okuyacaklarına ekledi.
Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün! Aşık biri için ne büyük nimet değil mi?!
Farklı iklimin çiçekleriyiz, seni yaşatan yağmur beni öldürüyor.
Milena sen başkaydın. Hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın!
Pişman değilim. Bir daha dünyaya gelsem,aynı hatayı bir daha ustaca ve korkusuz yaşarım. Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem.
Kanadından öpüyorum, kalbimin kuşu
Franz Kafka Milena' ya Mektuplar kitabında şöyle diyor; ''Pes ettiğimden değil, olmayacağını gözüme soka soka gösterdiğin için vazgeçtim.''
Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırdım ben? içinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sende anlamazsın, ben bile anlamıyorum ki, başkasına nasıl anlatırım?

