bir kitabı okudu.
İnci
Hakkı ÖzkanÜç kafadar genç çocuk, topladıkları midyeleri pişirip yemeye başlamışlardı:"Diline bir şey takıldı Yamuk'un. Çıkardı, baktı: Minicik bir inci tanesi.'Ne o?' siye sordu Sulu.'İnci galiba!''İnci!''Bazı midyelerden inci çıkıyormuş ha Can?' dedi Yamuk.'Midye değil, istiridyeden çıkar inci,'dedi Can.'Peki bu ne?''Minik bir inci.''Satsak para eder mi?''Bilmem! Çok olsa belki!'Bir kağıda sarıp cebine koydu."Hakkı Özkan'ın bu üç genç kahramanı için, "ufacık, ama pırıl pırıl" bir inci umut olup çıkmıştır.
Konuşma alışkanlıktan başka neydi ki; sözsüz de anlaşabilirdi insanlar.
bir kitabı okudu.
Bu kısa roman bir masal gibi görünür ama aslında çok karanlık bir alegoridir. Kino’nun bulduğu inci başlangıçta umut gibi görünür. Fakat zamanla o inci insanın içindeki hırsı, korkuyu ve kötülüğü ortaya çıkarır. Steinbeck burada şunu gösterir: Bazen insanın en büyük felaketi en büyük umudu olur.
“İnsan bazen en büyük felaketi kendi umudundan doğurur.”

