özgür irade; uğruna savaşana dek nasıl kullanacağını asla bilemeyeceğin bir armağandır ve bunu herkes anlayamaz.. Filozoflar “özgür irade” öğretisini yalnızca insana yakıştırıyorlar. Ama buna rağmen kendi kendimizin tutsağı olduk... ➿Durum böyleyken ve dinler köleliğe karşı çıkmışken, nasıl kölelik sistemin bir parçası haline getirildi..❓ ➿Tarihin en şiddetli kölelik sistemi bugün nasıl işliyor..❓ ➿Gerçekler bizi özgürlüğe ulaştırır mı..❓ Yüzyıllar boyunca insan, özgür irade diye bir şeyin var olup olmadığı üzerine kafa yormuş. Sorunun odak noktası, anlamı sorgulamaktan eylemi vurgulamaya doğru kaymış. Ancak; sürekli değişiklik ve belirsizlik gösteren bu evrende, her türlü seçim bir iddia ve gösteriş eyleminden ibaret. Bir seçim yaparken, bütünü düşünme ve kavrama fırsatını kaçırıyoruz.. insanlık mozaiğinin zenginliği birtakım toplumsal kodlara ve beklentilere dönüşüyor, ondan sonra da belirgin hedeflerimiz ve amaçlarımız haline geliyor. Bunlara ulaşmak, yaşantılarımıza yön ve çoğu kez anlam veriyor. Böyle belirlenmiş ve sabit amaçlar peşinde koşarken, taklit etmeye başlıyoruz. Daha az taklit edip daha çok kendimiz olacak yerde, taklit ettikçe kendimiz olmaktan uzaklaşıyoruz.. Cümle alem özgürlüğün hasretini çekiyor ama kendini bir şey sanan her kişi, kendi zincirlerine âşık; bu doğamızın ilk paradoksu ve suyun kör düğümüdür.. [S. Aurbindo] insanlar materyalistik değerlere odaklandıkça, paranın imajın ve statünün önemi artmaya başladıkça dahada mutsuz oluyorlar, daha üzgün ve huzursuz oluyorlar, materyalist değerler arttıkça psikolojik problemlerde artmaya eğilim gösteriyor.. Bu durum her gün reklamlarda bize dayatılan materyalizmin, sahip olma arzusunun, yeni yeni şeyler satın almanın dolayısıyla paranın bizi daha mutlu edeceğine dair binlerce mesaja aykırı gelebilir fakat bir yandan konfor pazarlayıp sahte mutluluk formülleri sunarken çoğunluğu hasta ve iki yüzlü olan bir topluma ve nevrotik bir çağa uyum sağlayamayanları da terapi yoluyla hem yoluyorlar hemde sisteme ve düzene uymaları için evcilleştiriyorlar.. Kısaca insanlık tarihi boyunca köle ve kölelik düzeni her geçen yüzyılda daha da tehlikeli bir hal alırken para sadece figüran fakat çoğu zamanda baş aktör.. Değişen tek şey köleliğin rengi efendiliğin değneği.. Asıl tehlike mi..? Kölenin memnuniyeti.. Köle düzeni bazen renk bazen post bazen suret değiştirse de daha da tehlikeli bir hal alıyor çünkü yeni dünya düzeninde köleliği profesyonelce kamufle etmeyi başardılar, şık unvanlar ve eğlenceli oyuncaklarla kandırırken pahalı oyuncaklara ulaşabilmek için de borçlandırdılar, bir yandan konfor pazarladılar diğer yandan zincirleri biraz uzattılar.. Kısaca; Platon'un "mağara alegorisi" ile anlattığı yere şimdi lüks konutlar yaptılar ve herkes kendi alegorisinde takılıyor. Dijital zincirli köleler olarak mutlu mesut yaşıyorlar, en azından bu onlar için bir yaşam formu.. Yaşamın yapı taşı atomdan dez.enformasyona evrildi, uyanma zamanı gelmedi mi..?
Yorumlar (3)
Elinize sağlık. Yalnızca materyalizm tanim olarak bu metin ile uyumsuz. Onun haricinde teknolojinin gelişimi ve internetin bir portfolyo aracı haline gelmesiyle insanlar daha 'elit', daha 'prestijli' olma çabasina girerek kendilerini bir nevi BENİ AL şeklinde reklamlıyorlar. Bu da bireylerin benliğinin yok olup sadece bir pazarlama oyuncaği olmasi anlamina geliyor. Kötü olan kısım ise bu kölelik bize özgürlük yaftasıyla beraber sunuluyor. J.J rousseau nun dedigi gibi "insanlar doğuştan özgürdür ama her yerde zincirlere vurulurlar"..
Modern birey “seçtiğini” sanır, ama çoğu zaman yalnızca sunulan seçeneklerden birini işaretler. Algoritmalar neyi görmek istediğimizi değil, neyi görmemiz gerektiğini belirtir.. Ve farkına varmadan kimliğimizi kendimizden değil, trendlerden inşa ederiz.. Gerçek özgürlük, trendleri reddetmekte değil; trendin seni nereden yakaladığını fark etmektedir..
Ancak zihnin dayandığı her şey yıkıldığında geriye özgürlük kalır..

