@Darkmysterium•134 gün önce
Kambur ’u okumak, bir insanın kendi ağırlığını fark etmesi gibi. Başta sırtında sadece bir eğrilik sanıyorsun; sonra o eğriliğin zamanla ruhuna da yerleştiğini anlıyorsun. Okudukça kamburun büyüyor, sözcüklerin içine siniyor. Sanki Şule Gürbüz bir aynayı değil, bir yara izini tutuyor önüne. Bazı kitaplar okunmaz; üzerimizden geçer, bizi kendi ritminde eğip büker. Kambur tam da öyle bir kitap. Okumakla bitmedi, içimde hala sürüyor. Belki ben onu bitirmedim, o beni bitirdi. Daha doğrusu, eğdi, büktü, hatırlattı; insanın sırtı kadar kırılgandır ruhu da. Ve şimdi, kitap bitti diyor. Ama ben hala aynı cümlede kamburumla birlikte eğiliyorum.
Yorum yap
95


