Anadolu'nun küçük bir kasabasında yaşayan ve güzelliği herkesin dilinde olan masumiyet ve saflığın adı MeryeM.. Meryem'in konusu gerçek bir hikâyeye dayanıyor, gerçekte yaşlı bir adamla evlendiriliyor ve 32 yaşında ölüyor fakat filmin yapımcısı böyle bir sonu umuda bağlamak istiyor.. 20 Eylül 2013 / 1 saat 40 dk / Dram Ah MeryeM! Ne yapsam ne etsem, ne yazsam ne söylesem yetmeyecek seni ve senin kaderini paylaşanları ve yaşananları anlatmaya.. Zordur insansız bir toplumda insan olmak, insan kalmak, insanca yaşamak. Birde kadın yada çocuksa hiç sorma? Daha küçücük yaşta ölen öldürülen fakat gömülmeyen, sadece mahkum edilen yaşadığı zannedilen kız çocuklarının olduğu bir toplumda garip bir durum insan olmak, insanlardan kadın olmak.. Cehaleti ve sefaleti örf adet töre gibi kavramlarla kanıksamış ataerkil bir toplumda, canımız kanımız diye diye böbürlenen cansız ve kansız haydutların tuzaklarında, senin gibi nice Meryemlerin nice sabilerin hayatı karardı böyle coğrafyalarda, hala da kararmakta.. Ailede veya toplumda kendine zarar veren ilişkilerin içinde kalmak, yanlış insanlara ve yanlışlarına katlanmak, yok sayıldığın ortamlarda kendi değerini ve değer yargılarını yok saymak, herkesi memnun etme gayretiyle sürekli kendinden taviz vermek ve nihayet özüne ihanet ederek kendine olan inancını saygını yitirmek.. Maruz kaldığın acıların haksızlıkların, seni sevmesi gerekirken gereği gibi sevmeyenlerin, sana hak ettiğin değeri vermeyenlerin, önemsemeyenlerin, bıraktığı boşlukların istismarların bedelini yine sana ödettiğini görmek.. Seni kötülüğüyle incitenlerden çok, canımız kanımız diyenlerin yaptığı iyilikle canını yakanların, seni daha fazla üzdüğünü, yaraladığını, hayatını kararttığını, canımız kanımız demekle cana can olunmadığını, sadece kan bağıyla aile olunmadığını anlamak.. Kolay mı yaşanan bunca ihmal, işgal ve istismardan sonra, doğru sandığın yanlışlardan ve toplum dayatmalarından sıyrılmak, kendini soyutlamak yerine kendinle yüzleşmek..? Gelelim sözün özüne filmin öznesine; Anadolu'nun küçük bir kasabasında yaşayan ve güzelliği herkesin dilinde olan Meryem, kasabadan bir ailenin İstanbul'da yaşayan oğlulları Mustafa ile evlendirilir. Birkaç gün sonra İstanbul'a dönen Mustafa'nın ailesiyle yalnız kalan Meryem onlara hizmet etmeye başlar fakat hizmetçilikten öte kölelikten tutsaklıktan farkı olmayan bir yaşam başlamıştır Meryem için.. Meryem büyük bir saflıkla resmedilmiş, her şeye karşı geliştirdiği yumuşaklığı, sevgisi filmin gidişatını da yumuşatıyor. Evlendirildikten sonra kocasıyla sadece altı gün birlikte kalan Meryem’in adının Meryem olması da ilginç çünkü çocuğu yok ama kocası da yok Meryem’in. Hatta adı da yok! Kadına dayatılan bekleme, sevme, hizmet etme ve bunun sonucunda boyun eğmenin bütün safhalarını yaşıyor Meryem.. Meryem'e değer biçen kendince kaderini çizen zavallılar yine aynı acizlikle ona öğütler veriyor beklemesini sabretmesini kaderine razı olmasını tekrarlayıp duruyorlar.. Bunlar yetmezmiş gibi hemcinsleri tarafından da eziliyor. Kaynanası ev işlerini yapan bir hizmetçi, kocasının kız kardeşi işleri kendisinden alan bir kurtarıcı köle, annesi ise boyun eğmesi gereken bir kadın olarak bakıyor ona. Böyle bir ortamda hala kocasını bekleyen, onun geleceği gün sayısını kavanoza taş olarak koyan, her sabah gözünü ilk açtığında kavanozdan bir taş alıp göle atan umut dolu saf bir Meryem var karşımızda.. Askerden dönen ve sevdiği kızı başka bir adamla evlenmiş bulan Murat’ın dramı da cabası çünkü Meryem'i gerçek anlamda sevmiş fakat hüsrana uğramış.. Meryem'e iyi davrandığı koruyup kolladığı görülen biri varsa kayın babası fakat o da göründüğü gibi masum değil maalesef.. Kayın baba Meryem’e babasıyla olan yakın dostluklarını anlatırken, bir yandan da "Seni bizim haylaz oğlana kurban ettik güzel kızım" demeye getiriyor, ama bunu o kadar iyi niyetli yapıyor ki, Meryem orada olduğu için bir kez daha şükrediyor. Film kötü dengesini hep Meryem’in kendisiyle barışık iç dünyasıyla yıkmaya çalışıyor. Biz de Meryem mutlu bir şeyler yaşıyor diye mutlu olmaya çalışıyoruz.. Kadının kendi kaderini yaşayamadığı dünyalara atıfta bulunan film, sonuna kadar Meryem’i durduruyormuş gibi görünse de yolunu bir şekilde açmayı başarıyor fakat filmin devamı gelmiyor.. Yani demem o ki her ne kadar monoton bir atmosferde ilerlese de her kesimden herkesin izleyip kendinden yada çevresinden bir şeyler bulacağı farklı bir filmdi..

Anadolu'nun küçük bir kasabasında yaşayan ve güzelliği herkesin dilinde olan Meryem, kasabadan bir ailenin İstanbul'da yaşayan oğlulları Mustafa ile evlendirilir. Birkaç gün sonra İstanbul'a dönen Mustafa'nın ailesiyle yalnız kalan Meryem onlara hizmet etmeye başlar. Kayınpederi ölmüş babasının arkadaşı olan Meryem yalnız kaldığı bu evde umutsuzluğa kapılsa da annesi ona sabırlı olmasını söyler. Murat ise askere gitmeden önce Meryem'e aşık bir gençtir. Murat köye geri döndüğünde artık Meryen için bir tehdit oluşturuyordur. Durumu anlayan kayınpeder Meryemî İstanbul'a yollamaya karar verir. Yapılan hazırlıklardan sonra herkesi farklı bir son beklemektedir. Atalay Taşdiken'in yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerini Zeynep Çamcı, İsmail Hacıoğlu ve Mustafa Uzunyılmaz paylaşıyor.
bir filmi izledi.

