Aşık olmak cesur olmayı gerektirir.
Aşk yaşanacak, lezzeti tadılacak, ıstırabı çekilecek ve nihayet yol ayrımında bitecek yahut dönüşecektir.
Hatırlanan aşkın lezzeti ile kaybedilen aşkın kederi el ele verir, tarihteki yerini alır.
Eski aşıkların kimi defteri kapatır, kimi ise yola devam eder.
Bitmeyen, bitemeyen ve aynı zamanda kalamayan aşk ise dönüşürken önce d.evrilir sonra becerebilirse evrilir.
Bu durumun adına, “birini sevmek” denir..
Yol uzun ve zahmetlidir öyle kendiliğinden olmaz, oya gibi işlemek, iğneyle kuyu kazmak gibidir..
#aşk#müzik#musiki
Bazı aşklar unutulmak istemez.
Bazı yaralar iyileşmek istemez.
Bu şarkı bir kavuşma hikâyesi değil; hatırlamayı seçen bir kalbin sesi.
“istemem derdime şifa bulmasın
Gönül böyle bir aşkı hiç unutmasın”
çünkü bazen insan, acıdan kurtulmak istemez.
Acıyla birlikte sevdiği kişiyi de kaybedeceğini hisseder.
Sigmund Freud yas ve melankoli arasında bir ayrım yapar.
Yas kaybı yavaş yavaş bırakmaktır.
Melankoli ise kaybın insanın içine yerleşmesidir.
Burada sevilen kişi gitmiş olsa bile aşk gitmez.
insan onu içinde taşımaya devam eder..
Roland Barthes için âşık insanın en büyük uğraşı beklemektir.
Bekleyiş, bir eylem değil; bir varoluş biçimine dönüşmektedir.
“Belki bir sabah çıkar gelirsin”
Bu umut gerçekçi olduğu için değil, yaşamak için gereklidir..
Ve Søren Kierkegaard’ın düşüncesinde insan bazen acısını bırakmak istemez.
çünkü bazı hüzünler zamanla kimliğimizin parçası olur.
Belki de aşkın en trajik yanı şudur:
insan sevdiği kişiyi değil, onu unutma ihtimalini kaybetmekten korkar..
#Müzik