Çocukluğunda geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünü büyük ölçüde kaybettiği anlatılır. Buna rağmen doğayı gözlemleme tutkusu hiç azalmadı. Kendisi, çocuk yaşlarda Çukurova'da tarlalarda çalışırken rüzgârın sesini, kuşların ötüşünü ve insanların anlattığı hikâyeleri saatlerce dinlediğini söylerdi. Daha sonra bu deneyimlerini "Benim en büyük okulum doğanın ve halkın kendisiydi." düşüncesiyle eserlerine taşıdı. Bir başka dikkat çekici yönü ise uzun yıllar Anadolu'yu köy köy dolaşarak halk hikâyeleri, ağıtlar ve efsaneler derlemesidir. Bu yüzden romanları yalnızca kurmaca değil, aynı zamanda Anadolu kültürünün canlı bir hafızası olarak da görülür. Yaşar Kemal için roman, sadece bir olay anlatısı değil; insanın doğayla, adaletle ve umutla verdiği bitmeyen mücadelenin destanıdır. Bu nedenle eserleri okunduğunda, okur yalnızca karakterleri değil, rüzgârı, toprağı ve Çukurova'nın sesini de hisseder.
Yorum yap
84

