Kitaplara yapılan kıyım halka yapılan kötülüktür bence.
Yorum yap
39

Kitaplara yapılan kıyım halka yapılan kötülüktür bence.
"Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım. Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yar sevgisi gibi bir sevgi. Bu sevgi insanın içinde doğuştan mıdır? Yoksa sonradan mı uyanır? Bunu bilmiyorum. Daha doğrusu, ben şöyle inanıyorum : Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır; ama uyuyordur. Onun, zamanı gelince uyandırılması gerekir. Kitap sevgisinin bende nasıl uyandığını düşünüp bu kanıya varıyorum.
Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz.
"Sıkıntı olmaz! İnce, kalem gibi birisin. Ne kadarcık yer kaplayacaksın da, sıkıntı vereceksin?" "İnce mince, ben de bir kişiyim. İnsan yükü ağırdır."
bir kitabı okudu.
bir kitabı okudu.
"Dünyada hiç kimseye fazla bağlanmayın. Gölgeniz bile karanlık bastığında sizi terk eder." ANONIM (LA EDRI)
"insanların gülüşlerinde hançerler saklı, Üstelik kan bağı en sıkı olan en kanlı olabiliyor..." SHAKESPEARE
"En güzel manzaraların olduğu yerde bile; ağaçların, yaprakların altında böcekler birbirini yer." FRANCIS BACON
"Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak." YUSUF ATILGAN
Seven yalan söylemez! Aklından bile geçirmez.
Ben, babamın en hüzünlü yanıyım. Ben, babamın aslan kahramanıyım Öyle değil mi baba! Gözlerin kıpkırmızı. Çok mu ağladın? Baba, o geceyi birde benden dinle. Ama her zamanki gibi dinle, Tebessümle. Rüyamda kanat sesleri duydum, mevsim yazdı. Kanat seslerinin ardından, Muhteşem bir koku yayıldı etrafa. Sanki biraz gül biraz leylaktı. Sonra otuz kuş gördüm, hepsi beyazdı. Otuz kuş, gökyüzüne şehadet diye yazdı. Bir ses duydum, sala sesiydi. “Hayırdır” dedim. “Hayırdır” dediler. Çukur Kuyu'daki gökyüzü gibiydi uçtukları yer. Ve beni tutup gökyüzüne yükselttiler. Kanatlarında kan vardı. “Hayırdır” dedim. Hadi sende uç, Bizden hızlı uçabilirsin dediler. Otuz kuş, beni boşluğa bıraktı Baba. Birden uyandım. “Hayrolur” dedim. Meğer, gecesi vatanım için kâbus olacak bir güne uyanmışım. Gökyüzünün yıldızlarını çalıp omuzlarına takan hain yüzler gördüm o gece. Ruhları yoktu. Korkar mı senin oğlun, korkmaz. Korkmadım! Zekai paşamı aradım. “O makam senin namusundur Ömer. Ben gelene kadar namusunu koru. Gerekirse o vatan hainini vur. Vazifenin sonunda şehadette var Ömer. Hakkını bana helal et..” Paşam, şehadet der demez, Yine kulağıma kanat sesleri geldi. Rüya değil bu kez. Uyanıktım. Muhteşem bir koku yayıldı odaya. Bir şey oldu o an.. Sanki Ellerim, omuzlarım çeliktendi. Sanki tek başıma tüm dünyayla savaşabilirdim. Vatan hainine döndüm, Arkasında karanlık yüzlü adamları vardı. “Giremezsiniz!” Dedim. Bir aslanın karşısında duran çakallar gibiydiler. Ve saldırdılar. Silahımı çekip baş haini alnından vurdum. Yine kuşları gördüm baba. Bana doğru uçuyordu. Otuz kuş, kanat sesleri, vücuduma dokunan.. Ve kanatlarında kan. Sala sesi, gökleri yırtan. Muhteşem bir koku. Gül mü? leylak mı? içime yayılan Ve Çukur Kuyu'nun gökyüzü, Masmavi, Bulutsuz ve sessiz. Ve sessizlik… İçimde huzur, Gökyüzündeyim. Ama artık kuşlar beni tutmuyor baba. Uçuyorum. Ve onlardan hızlıyım. Meğer ben, şehit olmuşum baba. Bil ki yalnız değilim burada. Yine ordudayım Şehitler ordusunda. Baba, ne oldu biliyor musun? Peygamber alınlarımızdan öptü. Şehitlere dedi ki; “Kardeşlerinizi tebrik edin, Bunlar benim garip şehitlerimdir. Çünkü sizler düşmanla savaşırken şehit oldunuz, Onlar kardeş bildikleri hainlerle savaştı. Sizlerin silahları vardı, Ama bunlar silahsızdı. Sizler tanklarla savaştınız, Bunlarsa kendi tanklarının altında ezildi. Sizler uçaklarla düşmanı bombalarken şehit oldunuz, Ama bunlar kendi uçaklarından atılan bombalara göğüslerini siper etti. Bunlar benim gariplerimdir. Tebrik edin kardeşlerinizi.” Baba, milletime söyle; Al bayrağın dalgalandığı her yerde biz varız. Paşama söyle; Namusumu çiğnetmedim. Anama, çocuklarıma, eşime, kardeşlerime söyle; Deki Ömer size bir vatan bıraktı. Çekinmeden, bu vatan bizim diyebilirsiniz. Çünkü bedelini ödedim. Baba, ben oğluma, Ertuğrul'a bu vatan için ölmeyi öğrettim. Sende bana öğrettiğin gibi, Vatan için yaşamayı öğret. Bu vatan sizin baba! Otuz kurşun yedim, Bedelini ödedim. Babacığım; Hürmetle ellerinden öperim. Ben, babamın en hüzünlü yanıyım, Ben, babamın aslan kahramanıyım Ben, vatanımın asil kahramanıyım… Dursun Ali Erzincanlı
"Tam bütün cevapları bulduğunu düşünürsün, sorular değişir." PAULO COELHO
"Çok tuhaf değil mi? Sadece dışımızı görebiliyoruz. Oysa hemen herşey içimizde oluyor."
"Bazen kaybolmuş gibi hissediyorum kendimi." dedi çocuk. "Bende" dedi köstebek "ama biz seni seviyoruz sevgi insana yuvasını buldurur."
Anda nasıl yaşanacağını. Öğrendim." "Nasıl?" diye sordu çocuk. "Sessiz bir yer buluyorum, gözlerini kapayıp nefes alıyorum." "Çok iyi, sonra?" "Sonra odaklanıyorum. "Neye odaklanıyorsun?" "Pastaya,"dedi köstebek.
"Acaba öğrendikleini unutma okullu diye bir şey var mı?"
bir kitabı okudu.
"Ölümü gör" dedi. Annemin ölüsünü görmek istemiyorum. Hiç istemiyorum. Başa çıkamadığım tuhaf korkularım listesinde bir numaradaki yerini istikrarla koruyor bu korku. Annemin ölmesinden çok korkuyorum.
bir kitabı okudu.