Demokrasiyi gene erteledik, ertelemekteyiz. Bizim siyasî kültürümüzde demokrasi neredeyse mitolojik bir şey ya da belki “Nirvana” gibi uzaklarda, herkesin erişemeyeceği bir idealdir. (Yaşanmamış bir şeyin böyle fantastikleşmesi normaldir herhalde.) Dolayısıyla bu kültürümüzle biz, belki bilinçaltımızda, demokrasiyi, sorunlarımızı çözdüğümüzde erişeceğimiz (belki o zaman erişmeye hak kazanacağımız) bir “mertebe” olarak tasavvur ediyoruz. Oysa demokrasi bu şekilde “ulvî” bir nesne değil. Bir yanıyla demokrasi basit, sorunları ve eksikleri olan, ama daha iyisi icat edilmemiş bir yöntem. Sorunları çözdükten sonra varılacak yer değil, sorunları çözmek için başvurulacak yol yordam. Kürt sorunu Türkiye’ye tam da böyle, atla arabayı ters bağlama - nesini... “imkânını” mı, “fırsatını” mı, her neyse onu sundu. Ve şimdi, arabayı çekecek at arabanın arkasına bağlı. Olduğumuz yerde duruyoruz. Ancak, tarihte, “olduğu yerde durmak” yoktur. Sonuçta, istesek de istemesek de, bir yerlere doğru gidiyoruz. Bunun çok iyi bir yer olmadığına dair derin endişelerim var... Sanırım şu günlerde bu sürecin bir dönemecine daha geldik ya da geliyoruz. Bu dönemeci geçtikten sonra bu sorunu aynı terimlerle konuşmaya devam edemeyeceğiz, sanıyorum.
Okuyucuların Hisleri
Kitap Künyesi
- Yayınevi
- Bi̇ri̇ki̇m Yayinlari
- Basım Yılı
- 1996
- Sayfa Sayısı
- 416
- Kapak Türü
- Karton Kapak
- Kağıt Türü
- Kitap Kağıdı
- Boyut
- 13.5 x 21 cm
- Dil
- Türkçe
- ISBN
- 9789755160108
Tahmini Okuma Süresi
Toplam ~10 Saat 24 Dakika416 sayfa · ortalama okuma hızına göre tahmini.

