“İslam” ve “Kadın” kelimeleri yan yana gelir gelmez hepimiz teyakkuza geçiyoruz, bir köşe kapıp çıkacak hengameyi bekliyoruz. İslam ülkelerindeki laiklik tartışmalarından ve tecrübelerinden tutun, 11 Eylül sonrası Batılı müşfik emperyalistlerin kendilerini kurtarmakla mesul kıldıkları Orta Doğu kadınlarına kadar, “Müslüman kadın” en tartışmalı siyasal olgulardan biri haline geldi. Şarkiyatçılığın fantezilerinden günümüze bu kırılgan figür, Abdülhak Hamit'in “Bir milletin nisvanı, derece-i terakkisinin mizanıdır” sözü fehvasınca kendisinden başka her şeyin alameti yerine konmuşsa da bir sese, vücuda malik olamadı. Osmanlı hukuk tarihinin önde gelen uzmanlarından Judith Tucker bu eserinde “kadın'ın Fıkıh”ta yer alış şekillerini, tanımlarını, haklarını tarihi dönüşümü içerisinde tartışıyor. Basitçe bir “toplumsal cinsiyet” kuramının icrasından ziyade, fıkhi tartışmaların bu kuramlara meydan okumalarını da hesaba katan kitap, liberal varsayımların ötesine geçen ve son derece aciliyet arz eden sorular soruyor: Kadınlar ve erkekler hukukun öznesi olma sürecinde neler yaşıyor? Biyolojik ve hukuki olan nasıl ayrışıyor? Beden, rıza, cinsellik ve öznellik kavramları fıkıhta nasıl işleniyor?
Okuyucuların Hisleri
Kitap Künyesi
- Yayınevi
- Açilim Ki̇tap
- Basım Yılı
- 2015
- Sayfa Sayısı
- 376
- Kapak Türü
- Karton Kapak
- Kağıt Türü
- Kitap Kağıdı
- Boyut
- 13 x 19 cm
- Dil
- Türkçe
- ISBN
- 9789944105828
Tahmini Okuma Süresi
Toplam ~9 Saat 24 Dakika376 sayfa · ortalama okuma hızına göre tahmini.

