Türk edebiyatında sıklıkla işlenen konulardan biri de Leylâ ve Mecnûn’un birbirlerine olan aşklarıdır. İslamiyet öncesi dönemlerde Arap yarımadasında ortaya çıkan bu aşk hikâyesi, Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında hem şairler hem de okurlar tarafından önemli derecede rağbet görmüştür. Yüzyıllar öncesinde Arap çöllerinde yaşanmış bir aşkın kendi coğrafyasının sınırlarını aşarak farklı milletler ve kültürler tarafından bu ölçüde itibar görmesi, zamandan ve mekândan kayıtsız evrensel bir duygunun mahsulü olduğunu kanıtlar niteliktedir. Modern toplumların önemli bir tüketim metaı hâline gelen “aşk”ın tarihsel serüvenine bakıldığında edebiyattan mimariye; felsefeden musikiye kadar geniş bir yelpazede toplumların kültürlerinin şekillenmesinde önemli bir paya sahip olduğu görülür. “Aşk”ın Leylâ ve Mecnûn tipleri üzerinden anlatılması, müslüman toplumların edebiyatlarındaki ortaklıklardan biridir. Türk edebiyatında ise Leylâ vü Mecnûn mesnevileri daha çok Nizâmî’nin eserinin etkisi altında nazire veya telif-tercüme yoluyla oluşturulmuştur. Bilindiği gibi bu anlatı, ilk olarak Nizamî tarafından plânlı bir kurgu ile hikâye edilmiştir. Türk edebiyatında ilk müstakil örneğine Şahidî’de tesadüf ettiğimiz otuz civarındaki Leylâ vü Mecnûn mesnevisinin sonuncusu, Nâkâm’ın Nizamî’ye nazire olarak kaleme aldığı Mecnûn u Leylî mesnevisidir. Elinizdeki kitapta, Leylâ ile Mecnûn hikâyesinin Arap, Fars ve Türk edebiyatlarındaki tarihî seyri hakkında bilgi verilmiş ve XIX. yüzyılın önemli şairlerinden İsmail Nâkâm’ın Mecnûn u Leylî mesnevisi incelenerek mesnevinin iki nüshasının karşılaştırılması sonucu kurulan tenkitli metnine yer verilmiştir.
Okuyucuların Hisleri
Kitap Künyesi
- Yayınevi
- Kesi̇t Yayinlari
- Basım Yılı
- 2018
- Sayfa Sayısı
- 616
- Kapak Türü
- Karton Kapak
- Kağıt Türü
- Kitap Kağıdı
- Boyut
- 16 x 23.5 cm
- Dil
- Türkçe
- ISBN
- 9786059408646
Tahmini Okuma Süresi
Toplam ~15 Saat 24 Dakika616 sayfa · ortalama okuma hızına göre tahmini.

