Ayrımcılığın sürdüğü, kuraklığın arttığı, yollar boyunca teskin edici maddelerin havaya püskürtülerek herkesin “uyuşturulduğu”, devlete ekonomik getiri sağladığı için bütün yetişkinlerin zorunlu organ bağışına tabi tutulduğu bir yakın-gelecek zamanda Mine ve Tuncay’ın yaşadığı bıçak sırtı ve tuhaf bir aşk… Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Siyah Koku, Gülayşe Koçak’ın korku ve güven duygularını temel alarak; sahicilik, unutma, hatırlama, farkında olma kavramları çerçevesinde ördüğü bir roman. Nazire Halam aniden kaldırıyor kafasını; birden canlandı, yanakları kızardı: “İşte! Benim de kafamın içi aynen amcanın evi gibi!” diye bağırıyor –nereden aklına estiyse– “Havalandırın şu evi, diye bağırmak istiyorum! Benim kafamın içinde de aynı, o boğucu sidik ve naftalin kokusu... Kurtulayım istiyorum, geçmişin bütün çöplerini taşımaktan çok yoruldum. Açın pencereleri! Atın çöpleri dışarı! Temiz bir badana yapın, oksijen girsin şu eve – bunu istiyorum. Ama işte...” Birden omuzları çöküyor, “Korkuyor insan...” “Neden?” diye fısıldıyorum. “Neden, halacığım?” “Yavrum... İnsan galiba çöplerine bağlanıyor. Korkuyorsun. Oksijen, ya çöplerin varlığını unutturursa?”
Okuyucuların Hisleri
Kitap Künyesi
- Yayınevi
- Yapi Kredi̇ Yayinlari
- Basım Yılı
- 2012
- Sayfa Sayısı
- 494
- Kapak Türü
- Karton Kapak
- Kağıt Türü
- Kitap Kağıdı
- Boyut
- 13.5 x 21 cm
- Dil
- Türkçe
- ISBN
- 9789750821950
Tahmini Okuma Süresi
Toplam ~12 Saat 21 Dakika494 sayfa · ortalama okuma hızına göre tahmini.

