Bitlis’ten İstanbul’a uzanan bu yol, Hamidiye Alaylarının günahlarından bir kurtuluş mudur? Ya İstanbul’dan Bitlis’e dönüş, kader bilinmiş bir yanlısın düzeltilmesinin hikâyesi midir? Ve bir de “yüce gönüllülük”? Sultanınki kurnazlığın kılıfı ise ya bizlerin gösterdiği? Severken, inanırken, nefsin peşine giderken, davaya dâhil olup gözü henüz açılmamışların hikâyelerine karışırken, hele ki kim olduğumuzu bilmez bir haldeyken… Edip Yalçınkaya, elinizdeki roman ile Bitlis İsyanı’nı seriyor okurların önüne. Böylece onlarca tarihi figür ve Edip’in kahramanları, üzerinde var olacakları mekân ve zamana kavuşmuş oluyorlar ve elbette bildiklerini okuyorlar. Günahı, sevabı ve hatta tekrarıyla… Ama Yalçınkaya, okurların bildiğini okumasına izin vermiyor. Bu ne övünülecek bir tarih ne de dövünülecek makûs kader… Savrulmadan seyretmeli tüm bu olanları. Zulme, üzerinde dalgalanan özgürlük bayrağına, ihanete ve zafer ile hezimetin hemhal oluşuna şahit, insana mahsus ikirciklikten ari, yalçın bir dağ gibi, Dideban gibi…
Okuyucuların Hisleri
Kitap Künyesi
- Yayınevi
- Belge Yayinlari
- Basım Yılı
- 2019
- Sayfa Sayısı
- 328
- Kapak Türü
- Karton Kapak
- Kağıt Türü
- Kitap Kağıdı
- Boyut
- 13.5 x 21 cm
- Dil
- Türkçe
- ISBN
- 9789753447836
Tahmini Okuma Süresi
Toplam ~8 Saat 12 Dakika328 sayfa · ortalama okuma hızına göre tahmini.

