Hayatı idame ettiren (sürdüren), ihtiyaç kadarını karşılamak. Söz, eylemi kadar söylenmeli; aş, ihtiyaç kadar yenmeli; eşya, lüzumu (gerektiği) kadar itibar (değer) görmeli. İnsan boyutu içinden topluma, cemiyete, kurumlara, yakın çevreye, varlığa, yokluğa ait kurulmuş tüm yüklemleri çıkarır isek insana dair kalan ‘kendüz’ dür. Kendini ruhen var eden öz. Özünü bilen kendini bilir. Ama öz, yaşarken perdelenir, kendinken hatırlanır. Ardı ardına konuşur iken sohbetin gelip tıkandığı bir noktada konuşmayı ısrarla devam ettirmek için çaba gösterme. Çünkü muhabbet, sohbet, güzel an; nezaket gereği başlangıç konuşmaların sonunda bulunacak söz kalınmadıktan sonra oluşan uzun sessizlik bitiminde başlar. Uzun sessizlik, sükût evresi konuşmaların toplamına mana katar.