“Hayat denilen bu devasa hanın kapısından içeri adım attığımız andan itibaren, hepimiz aslında birer ‘Sırrı Misafir’iz.” İnanıyorum ki bizler bu dünya hanına yerleşmeye değil, ağırlanmaya geldik. Camın Ardında beklerken başladığımız o uzun yolculuğu, Omzumdan Öpüyorum dediğimiz o şefkatli duraklardan geçirerek şimdi kalbimizin en mahrem köşesine, “Gönül Hanesi”ne taşıyorum. Bu kitapta size yeni bir şey öğretmeyi değil; dünya gürültüsünde unuttuğunuz o kadim sırrı hatırlatmayı murat ettim: Ağırlama Sanatı. Kapınızı çalan her duygu —ister yakıcı bir hüzün olsun ister uçucu bir neşe— aslında size Gönderen’den gelen bir mektuptur. Bu sayfalarda o mektupları korkmadan açabilmeyi, acıyı sabırla baş tacı etmeyi ve kendi “hiçliğimizde” asıl varlığı bulabilmenin yollarını fısıldıyorum. Buyurunuz efendim, gönül kapım ardına kadar açık... İçeride sizi, sizin en gerçek hâlinizle bekliyorum.