“Sevginin unutulduğu bir dünyada en büyük başkaldırı, gerçek sevgiyi bilmek ve hatta cesaretle dillendirebilmektir.” diye düşündü kitaptaki kahramanımız. Peki, gerçek sevgi neydi? Milyarlarca insanın yaşadığı dünyamızda bu soruyu yönelttiğimiz her insandan çok farklı cevaplar alabiliriz. Dünyada her kavramın bir özü varsa ve öz değişmiyorsa sevginin de -daha doğrusu gerçek sevginin de- bir özünün, gerçek bir tanımının olması gerekirdi. Gerçek sevgi, insanları hayvanlardan ayıran, kendisini mutlu ve iyi hissettiren büyük ve güçlü bir kavram olmalıydı. Birçok farklı olay yaşayan kahramanımız, hikâyenin sonunda gerçek sevgiyi bulabilecek mi? Sadece sevgi kavramının olmadığını ve bu yolda arayışa çıkan kahramanımızın daha farklı hisleri ve düşünceleri keşfettiğini kitabımızda göreceğiz. Bu kitapta geçen isimler, olaylar, düşünceler belirli bir mantıkla veya düşünceyle yazılmadı. Bu kitapta yazılı olan tüm sözcükler, cümleler, paragraflar aslında beni buldular ve kâğıda kendiliğinden döküldüler.