Bazen en güçlü duygular, en çok sustuklarımızda gizlidir. Ve en çok sustuğumuz anlar, geride bıraktıklarımızla değil, hâlâ içimizde taşıdıklarımızla şekillenir. Bu kitap, bir yarım kalmışlığın devamı değil, içten içe büyüyen soruların, gecikmiş yüzleşmelerin ve eksik bırakılan cümlelerin izini süren bir yolculuk. Her şey kaldığı yerden devam ediyor gibi görünse de artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Akın, geçmişin gölgeleriyle yaşarken sessizliğinde boğulan bir çocuğun izlerini taşıyor. Elçin, kendi hayatının iplerini eline almaya çalışsa da, içindeki korkuların sesini susturmakta zorlanıyor. Ve Zeynep bir şiirin ardına saklanmış gerçeği çözmeye çalışırken, kalbinin neyi neden seçtiğini anlamaya uğraşıyor. Zaman, her şeyi silip süpüren bir nehir gibi değil. Bazı şeyleri yavaşlatır, bazılarını daha çok derinleştirir. Ve bazı duygular, ne kadar zamana yayılsa da yalnızca bir bakışla, bir kelimeyle ya da bir ıslıkla geri döner. Eğer dönersen, hâlâ bekleyen biri olabilir. Ve o bekleyiş bazen sessizlikle, bazen de kalbin kıyısında çırpınan tek bir kelimeyle anlaşılır.