Bir ada… Dış dünyadan kopmuş, kaçışı olmayan bir yer. Ve tek bir kural: Her gün biri ölecek. Fırtınayla çevrili bu adada insanlar yalnızca katilden değil, birbirlerinden de korkmaya başlar. Şüphe büyür, güven çöker, adalet yerini korkuya bırakır. Birini suçlamak, gerçeği bulmaktan daha kolay hâle gelir. Çünkü hayatta kalmanın tek yolu, sıranın sana gelmemesidir. Toplum bölünür. İnançlar silaha dönüşür. Masumiyet tartışmaya açılır. Ve her idam, gerçeğe yaklaşmak yerine insanlığı biraz daha yok eder. Ama asıl soru hiç değişmez: Katil gerçekten kim? Planlanmış ölümler, manipüle edilen kalabalıklar ve görünmeyen bir akıl… Bu oyun yalnızca can almak için değil, insan doğasını ortaya çıkarmak için kurulmuştur. Gerilim, psikoloji ve toplumsal çöküşün iç içe geçtiği bu romanda hiçbir karakter tamamen masum değildir… ve hiçbir gerçek göründüğü kadar basit değildir. Bazı oyunlar kazanmak için değil, insanı çözmek için oynanır. Ve bazı oyunlar… hiç bitmez.