Dağların suskun doruklarından, geçilmez ormanların derinliğine uzanan yolda. Onu çağıran ses, ne insana ne de taşa aittir. Her adımda geçmişin yankısı, her nefeste geleceğin gölgesi vardır. Karanlıkla ışık, aynı toprağın iki yüzü gibi önünde uzanır. Kut Işığı, yalnızca gökte değil, insanın özünde de parlayan, bulunduğunda hem yolcuyu hem de yolu değiştiren bir sırdır. Onu çağıran, insandan eski, zamandan öte bir ışıktır. Yol, yolcuyu değiştirir; yolcu, yolu. Bu, göğün altında başlayan, insanın içinde biten kutlu yürüyüştür.