Kont Rişot, nostalji, kimlik, mizah ve trajedinin harmanlandığı bir başyapıt. Eser, bireyin tarihle, toplumla ve kendisiyle olan mücadelesini derin bir şekilde ele alıyor. Mizahi tonu, ağır konuların daha kolay sindirilmesini sağlarken, ironi ve trajikomik unsurlar, okuyucuda hem gülümseme hem de düşünce bırakıyor. En çok ilgimi çeken şey Gülbettin’in karakteri ve onun dünyaya bakış açısı oldu. O, modern çağda kendine yer bulamayan, geçmişin idealleriyle yaşamaya çalışan biri. Bu yönüyle, Don Kişot’un modern bir versiyonu gibi görünüyor, ancak fark şu ki Gülbettin tamamen delirmiş bir hayalperest değil. O, geçmişi kutsayan ama değişen dünyada kaybolmuş bir adam.