Hasan Akay’ın bu kitabı, bir şiir kitabı olmakla birlikte, aynı zamanda bir estetik zikir, bir varlık düşüncesi ve bir edep yolculuğudur. Tıpkı bir ebrûzenin tekne başında eğilmesi gibi, Akay da şiirin karşısında vakarla eğilir; çünkü bilir ki şekil yalnızca görünendir, yüzeydir; hakikat ise derin suda saklıdır. Bu kitap, Ebrû Şiirleri (2001) adlı ilk eserin ardından gelen ve orada kurulan şiir–ebru ilişkisini şiir- ebrûzen bağlamında varlık, ses, sükût ve tefekkür düzlemlerine taşıyan ikinci büyük halkadır. Hasan Akay, bu şiirlerde sadece boya ve fırçayı değil; harfi, rengi, suskunluğu ve anlamı da birer malzeme gibi teknede yoğurur. Bu kitabın sayfaları arasında dolaşan okuyucu, yalnız ebrû desenlerinin arasında oluşan estetik bir güzellikle değil, aynı zamanda bir manevî terbiyeyle, bir sanat ahlâkıyla karşı karşıya kalır. Bu duruşun içinde, Hezarfen Necmeddin Okyay’ın, Hikmet Barutçugil ve Peyami Gürel gibi ebrûzenlerin ruhu ve mirası açıkça hissedilir. Özellikle “Lafzatullah”ın tecelli ettiği ebrûya atıf yapılan dizelerde, Akay yalnızca bir ustayı anmakla kalmaz; bir sanat geleneğinin ilahî tecelliye açık damarını, şiir yoluyla yeniden konuşturur.
Okuyucuların Hisleri
Tahmini Okuma Süresi
Toplam ~2 Saat 21 Dakika94 sayfa · ortalama okuma hızına göre tahmini.

