Bir rüzgâr eser… Dağların arasından, geçmişin içinden, unutulmuş hikâyelerin derinliğinden… Bu eser, sadece bir göçün değil; bir kimliğin, bir direnişin ve bir dönüşümün hikâyesidir. Torosların eteklerinden Domaniç yaylalarına uzanan bu yolculukta; Veli Bey’in aklı, Deli İbrahim’in yüreği ve bir obanın kaderi aynı ateşte sınanır. Devletin buyruğu ile ataların yolu arasında kalan bir halk… Yerleşmekle kaybetmek, göçmekle yok olmak arasında sıkışan hayatlar… Ve her kararın ardında büyüyen bir soru: “İnsan yurdunda mı yaşar, yoksa yurdunu içinde mi taşır?” Ateşin sustuğu yerde söz başlar. Toprağın bağladığı yerde ruh sınanır. Ve bazen en büyük göç… insanın kendi içine doğru yaptığı yolculuktur. Bu kitap; geçmişin izlerini bugüne taşıyan, kök ile yol arasında kalan herkes için…