Bu kitap; unutulmamak için değil, unutmamak için yazıldı. Dicle’nin kadim taşlarından doğup Asi’nin hırçın sularına karışan bir yüreğin, susamadığı yerde kelimelere sığındığı bir yolculuk… Bu sayfalarda sadece şiir yok; Bir şehrin yıkıntıları, bir nehrin öfkesi, bir aşkın izleri ve insanın içinden kopup gelen o derin sessizlik var. Antakya’nın taş sokaklarında yankılanan hatıralar, Depremin bıraktığı boşluklar, Kaybolan çocukluklar ve yarım kalan hikâyeler… Bazen bir nehir konuşur bu kitapta, Bazen bir şehir ağlar, Bazen de bir insan, içindeki tüm yükü bir damla gözyaşına sığdırmaya çalışır. Çünkü bazı acılar anlatılmaz. Ama yazılır. Ve yazıldıkça yaşamaya devam eder. Asi’nin Gözyaşları, bir şairin değil; bir coğrafyanın, bir hafızanın ve bir kalbin tanıklığıdır.