2250 yılı… Gerçeklik artık tek bir çizgide akmıyor. Algoritmalar, olasılıkları; yapay zekâ, insan kararlarını; sistem ise insanın kendisini yönetiyor. Bilimin mutlak doğrular ürettiği bir çağda, en büyük soru hâlâ yanıtsız: İnsan nerede duruyor? Bu roman, ileri teknolojinin gölgesinde sıkışmış bireylerin; bilinç, özgür irade ve etik arasında verdiği sessiz mücadeleyi anlatıyor. Laboratuvarların soğuk ışıkları altında, galaksiler arası mesafelerden daha büyük bir boşlukla yüzleşen karakterler, yalnızca evreni değil, kendi içlerini de sorguluyor. Gerçekliklerin çarpıştığı bir dünyada, insan kalabilmek hâlâ mümkün mü? Bilim kurgunun sınırlarında dolaşan bu anlatı, okuru yalnızca geleceğe değil, bugünün kararlarına da bakmaya davet ediyor.