Bereketli Süt Diyarı ile Çorak Kül Diyarı… Bu iki zıt dünyanın arasında uzanan Sınır Denizi, cennetle cehennem arasındaki silik bir çizgi gibi. Bir yanda yaşamın bereketi, huzurun ve umudun hüküm sürdüğü topraklar… Diğer yanda küllerle örtülü, karanlık ve acımasız bir varoluş. İşte bu cennet diyarda, yakışıklı, mor gözlü, benekli postlu bir koç yaşar. Görünüşüyle farklı, kaderiyle yalnız… Fakat kaderi, onu bu cennetin içinde bir cehenneme mahkûm eder. Ve varlığı bir yük olan benekli bir koç… Dışlanmışlığın, küçümsenmenin ve sessiz yalnızlığın ortasında, hayata tutunmaya çalışan bir ruh… Her bakışta biraz daha ezilen, ama her darbede biraz daha güçlenen bir direniş. Peki, bu benekli koç ne kadar dayanabilir yok sayılmaya? Çaresiz kalmış birisi ne kadar direnebilir böyle dışlanmalara? Bu, tek başına verilen bir mücadelenin hikâyesi. Aşağılanmaların, hor görülmelerin, saygısızlığın ve ıssız bir yalnızlığın ortasında: Acıya karşı direnen bir yüreğin, karanlığa karşı yanan son kıvılcımın hikâyesi… Kapağı arala. Onunla birlikte bu zorlu yolculuğa çık. Acıyı, baskıyı ve umutsuzluğu birlikte göğüsle. Belki de bu yolculukta, en çok senin tanıklığına ihtiyacı vardır.