Bu kitap, sevgi ve kaybın iç içe geçtiği, adalet arayışının derinliklerinde gezinen bir hikaye sunuyor. Adnan Başkomiser'in içsel yolculuğu, okurları İstanbul'un sokaklarından alıp Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kültürel zenginliklerine taşıyor. Her sayfada, Leyla'nın kaybının ardındaki gizemler çözülürken, Adnan'ın kararlılığı ve sevgisi, hikayenin kalbine işleniyor. Adnan Başkomiser'i ve Leyla Öğretmen'i Diyarbakır'dan İstanbul'a tayin ettirten sebep neydi? İdealist Leyla Öğretmen, hayattaki hedeflerine ulaşabilecek miydi? Öğretmenliği bu kadar içtenlikle yapan Leyla'ya kim, hangi sebeple kıydı? Adnan Başkomiser, eşi Leyla'nın katilini bulabilecek mi? Bilal Komiser ve Adnan Başkomiser nasıl ahbap oldular? Adnan Başkomiser, eşi Leyla'nın canına kıyılması sonrası bunun intikamını alabilecek mi? Muzaffer babasını kimin öldürdüğünü öğrendiğinde, kime nasıl tepki verecek? Tüm bu soruların cevaplarını ve daha fazlasını bulabileceğiniz bu polisiye romanı soluksuz okuyup bitirebileceğiniz bir çalışma olacağını düşünüyorum. Sevginin, merhametin, nefretin, intikam hırsının ve azmin bir arada olduğu duygu yoğunluğu karşısında zaman zaman şaşıracağınıza eminim.