Bazı hikâyeler bağırmaz… Sessizce içine sızar. Leyla, kalabalığın ortasında kaybolmadan yürümeyi öğrenmişlerden. Konuşmak yerine susmayı, anlaşılmak yerine içine atmayı seçmişlerden… Günün gürültüsü arasında sıkışan bir hayat, görünmeyen kırılmalar, söylenmeyen cümleler ve her akşam açılan bir defter: Kara Kutu. Orada hiçbir şey saklanmaz. Ne öfke, ne yalnızlık, ne de yarım kalmış umutlar… Ama insan, kendinden ne kadar kaçabilir? Bir sabahın soğuğunda başlayan bu hikâye; iyiliğin, suskunluğun ve iç hesaplaşmanın sınırlarında dolaşırken, okuru kendi iç sesiyle yüzleştiriyor. Çünkü bazı yaralar görünmez. Bazı savaşlar sessiz verilir. Ve bazı hikâyeler okunmaz, yaşanır.