İki yalnız insan, aynı acının farklı kıyısında oturabilir mi? Ercan, geçmişin küllerinden kaçarken, kapısında beliren Nihal’in sesiyle silkinir. Nihal ise, dost bildiği yollardan umutla yürüyüp bir başkasının yalnızlığına varır. İkisi de yorgun, ikisi de kayıplar içinde… Ne aşktır aralarındaki ne de tesadüf. Bir kadın ve bir erkek… Aynı sofrada susmayı öğrenirler. Konuşulmamış cümlelerin, anlatılmamış acıların ortaklığında filizlenen bir bağdır bu. Bir dostluk… Belki de adı konmamış bir kardeşlik. Her beraberlik aşka evrilmez. Bazen yan yana durmak, birlikte olmaktan daha değerlidir.