Yolların sadece mesafelerden ibaret olmadığına, her şehrin bir ruhu, her rüzgarın bir hikayesi olduğuna inanan bir yolcudur o. Üsküp’ün taş köprülerinden, Bozcaada’nın poyrazına, Saraybosna’nın tarih kokan çarşılarından, Ilgaz’ın dumanlı zirvelerine uzanan bir serüvenin peşindedir. Onun için gezmek; sadece görmek değil, toprağın alın terini, denizin tuzunu ve geçmişin fısıltısını kalbinde biriktirmektir. Aycan, heybesinde topladığı “zamanın tozunda saklı kalan anıları” şimdi kelimelerin gücüyle yeniden canlandırıyor.