Otuzlu yaşlarının ortasında, yalnızlık, iflas ve terk edilişin tam ortasında bir adam... Cihan’ın geçmişiyle hesaplaşması, sadece bir vicdan muhasebesi değil, aynı zamanda varoluşunun da sorgusudur. Bu hikaye, pişmanlıklarla örülmüş bir hayatın çırpınışlarını, insanın kendine duyduğu öfkeyi ve kurtuluş arayışında boğulma tehlikesini çarpıcı bir dille anlatıyor. Sırları toprağa gömmek mümkün mü, yoksa her biri gün gelir kök salıp yeniden mi filizlenir?