Apartman boşluklarında, kapıcı dairelerinin rutubetli duvarlarında, şehir sokaklarında ve kimsenin tam olarak duymadığı iç seslerde… Görünmeden yaşamayı öğrenmiş insanların hikâyeleridir bu. Kalabalığın ortasında sessizce eksilen, konuşsa bile duyulmayan, gökyüzüne bakan ama yerin altında yaşayan ruhlar… Ait olmanın ağırlığını, görülmemenin yorgunluğunu ve hayatta kalmanın sert gerçeğini omuzlarında taşırlar. Birbirlerine çoğu zaman sadece görünmez bağlarla dokunabilirler. Bazen bir yıl yaşanmaz, sadece takvimden geçer.